MeslekForum Mesleki Gelişim Forumu

Go Back   MeslekForum Mesleki Gelişim Forumu > Eğitim - Öğretim / Kişisel Gelişim / Kariyer > Mesleki Gelişim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-11-2010, 21:12   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Senior Member
Avatar Yok
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Nov 2009
Üye No : 5
Mesajlar: 132
Standart Yönetim

İnsanların toplu halde yaşama zorunluluğunun getirdiği ilk ihtiyaç, yönetim
konusudur. Bir toplumun ihtiyaçlarının, dileklerinin, ulaşılması istenen amaçlarının
bulunması; toplumun bir düzene sahip olması ve bunun sürekli olarak geliştirilmek
istenmesi, çok doğal ve kaçınılmaz yaşantı kurallarıdır. Kuşkusuz bu kurallar toplumsal,
ekonomik, kültürel ve teknolojik kökenlere dayanır ve zaman içinde değişip gelişir. İşte,
sözü edilen yaşantı kurallarının gerçekleştirilmesi, bu konularla ilgilenecek bir ya da birkaç
kişinin var olmasına bağlıdır.
İnsanlığın toplum olma bilinci ile birlikte ortaya çıkan yönetim olgusunun bir sanat
olduğu, bütün bilimler tarafından kabul edilmektedir. Ancak bu kavramı her bilim kendi
bakış açısıyla değerlendirmektedir.
Çeşitli bilim alanlarına göre yönetimin anlamı şöyle açıklanabilir.
Toplum bilimcilere göre yönetim; bir sınıf ve saygınlık sistemi olarak
nitelendirilebilir.
İktisatçılara göre yönetim; bilgi, tabiat, insan ve sermaye ile birlikte üretim
faktörlerinden biridir.
Yönetim bilimcilerine göre ise, bir otorite sistemidir ve buna göre yöneten ve
yönetilen olarak iki gruptan oluşur. Bu iki grup arasındaki ilişki otorite ilişkisidir.
Diğer bilim dallarında (psikoloji, hukuk, muhasebe gibi) yönetim, ilgi alanlarının
amacına uygun olarak tanımlanmaktadır.
Bütün bu yaklaşımların birleştikleri temel nokta yönetimin, belirlenen amaçları diğer
kişilerin çabaları ile gerçekleştirmesidir.

Yönetim ve Yöneticinin Tanımı
Yönetim; önceden saptanmış işletme amaçlarına ulaşmada işgücü, para, zaman,
malzeme, makine ve yer kaynakları gibi girdilerin ekonomik, verimli ve etkin bir biçimde
kullanılmasını sağlayarak çıktılara dönüştürülmesi için gereksinim duyulacak doğru, uygun
ve uyumlu ortamın yaratılmasıdır.
Yönetici; bir insan grubunu, önceden saptanan amaçlara yöneltip ulaştırmak ve
planları gerçekleştirmek üzere kumanda, koordine ve kontrol eden kişidir.

Yönetimin Tarihi Gelişimi
İnsanlığın toplum olma bilinci ile ortaya çıkan yönetim olgusu, günümüze kadar çeşitli
evrelerden geçmiş ve bu süre içerisinde değişik yaklaşımlar açısından açıklanmaya
çalışılmıştır.
Yönetime ilk önemli katkı, MÖ 5000 yılında Sümerler tarafından yazılı kayıtların
tutulmasıyla yapılmıştır. Mısırlıların planlama, örgütleme ve kontrol gereksinimlerini
anlamış olmaları (MÖ 4000), yerinden yönetim, yönetimde dürüstlük ve halka iyi davranma
ilkesi (MÖ 2700), yazılı dilekçeyle başvurma ve danışman kullanma (MÖ 2000)
uygulamaları günümüz yönetiminin temel özellikleridir.
Farabi; El Medinetü’l-Fazıla (900) adlı kitabında liderlerin özellikleri, yerel yönetimçevre
ilişkileri üzerinde durmuş, Nizamü’l-Mülk ünlü Siyasetname’sinde şikayet kapısının
halka açık olması, astların çalışma ve davranışlarının denetlenmesi gerektiğini belirtmiş,
lider-grup ilişkilerini, statünün önemini, karar vermede iyi bir iletişim sisteminin rolünü ve
danışmanın gereğini vurgulamıştır. 1100 yıllarında Gazali’nin Nasihat el-Mülk adlı kitabında
yönetici nitelikleri, yönetimde araştırmanın önemi ve danışmanlık konularında görüşler ileri
sürdüğünü, 1300 yıllarında ise İbni Haldun’un yönetim ilkelerinden, liderliğin koşullarından
ve lider-grup ilişkilerinden söz ettiğini öğreniyoruz. Machiavelli ise 1525’de The Prens adlı
kitabında yönetime ilişkin şu konulara değinmiştir: Yönetimin halk rızasına, yetkinin
yönetilenlerin kabulüne dayanması, yönetimin sorumluluğu, liderlik teknikleri, yönetimin
sürekliliği, rüşvet ve kayırmanın sakıncaları.
Anlaşılacağı üzere yönetim bilimine ait, birçoğunu belirtemediğimiz, sayısız eserler
verilmiştir. Ancak bilimsel araştırmalarla (deney, gözlem, anket) metodolojinin
belirlenmesinin, yönetim biliminin başlangıcını oluşturduğu kabul edilmektedir. 1880’li
yıllardan itibaren yönetim bilimciler, yaptıkları araştırmayı bilimsel metotlarla ortaya
koymuşlar ve bir metodoloji oluşturmuşlardır. 1880’li yıllardan itibaren başlayan bu dönem,
çeşitli evre ve modellerle günümüze kadar gelmiştir. 1880’li yıllardan günümüze kadar
metodolojik olarak yönetim bilimciler çeşitli eserler ortaya koymuşlardır.
yönetici nitelikleri, yönetimde araştırmanın önemi ve danışmanlık konularında görüşler ileri
sürdüğünü, 1300 yıllarında ise İbni Haldun’un yönetim ilkelerinden, liderliğin koşullarından
ve lider-grup ilişkilerinden söz ettiğini öğreniyoruz. Machiavelli ise 1525’de The Prens adlı
kitabında yönetime ilişkin şu konulara değinmiştir: Yönetimin halk rızasına, yetkinin
yönetilenlerin kabulüne dayanması, yönetimin sorumluluğu, liderlik teknikleri, yönetimin
sürekliliği, rüşvet ve kayırmanın sakıncaları.
Anlaşılacağı üzere yönetim bilimine ait, birçoğunu belirtemediğimiz, sayısız eserler
verilmiştir. Ancak bilimsel araştırmalarla (deney, gözlem, anket) metodolojinin
belirlenmesinin, yönetim biliminin başlangıcını oluşturduğu kabul edilmektedir. 1880’li
yıllardan itibaren yönetim bilimciler, yaptıkları araştırmayı bilimsel metotlarla ortaya
koymuşlar ve bir metodoloji oluşturmuşlardır. 1880’li yıllardan itibaren başlayan bu dönem,
çeşitli evre ve modellerle günümüze kadar gelmiştir. 1880’li yıllardan günümüze kadar
metodolojik olarak yönetim bilimciler çeşitli eserler ortaya koymuşlardır.
Türkiye’de Durum
İstanbul Defterdarı Sarı Mehmet Paşa, 1715 yılında yazdığı Nesayihü’l-Vüzera VelÜmera
isimli kitabında, Osmanlı yönetimini korkusuzca eleştirmekte ve kamu görevlilerinin
nitelikleri olarak zeka, bilgi, dürüstlük ve deneyimlere ağırlık vermektedir. Defterdar, adı
geçen kitabında, günümüz yönetiminde bile önemini koruyan işe almada seçim, rüşvet ve
kayırmanın sakıncaları, hak ve adalet ilkeleri gibi konulara yer vermekte ve yönetimin halka
dönük olması gerektiğini yazmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde önemli bir yeri olan “Enderun”u, yönetici de
yetiştiren bir “Okul” ve 1839 Tanzimat Fermanı’nın bazı hükümlerinide “Yönetimi
Geliştirme Amacı Güden bir Belge” olarak kabul edebiliriz.
Bu arada:
􀂾 1859’da Mülkiye Mektebi kuruldu.
􀂾 1953’de Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) kuruldu ve
kamu yönetimi eğitimine başladı.
􀂾 1955-1957’de Siyasal Bilimler Fakültesi (SBF) oluşturuldu.
􀂾 1957’de Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi (AİTİA), şimdiki Gazi
Üniversitesi, kuruldu ve eğitime başladı.
􀂾 İstanbul Üniversitesinde Yönetim Bilimi uzun süre hukuk ağırlıklı olarak
okutuldu.
􀂾 1970’li yıllardan bu yana kurulan üniversitelerin çoğunda kamu yönetimiyönetim
bilimi vb. adlar altında fakülteler kurulmuş ve bu konuda eğitime
başlamışlardır.
İstanbul Defterdarı Sarı Mehmet Paşa, 1715 yılında yazdığı Nesayihü’l-Vüzera VelÜmera
isimli kitabında, Osmanlı yönetimini korkusuzca eleştirmekte ve kamu görevlilerinin
nitelikleri olarak zeka, bilgi, dürüstlük ve deneyimlere ağırlık vermektedir. Defterdar, adı
geçen kitabında, günümüz yönetiminde bile önemini koruyan işe almada seçim, rüşvet ve
kayırmanın sakıncaları, hak ve adalet ilkeleri gibi konulara yer vermekte ve yönetimin halka
dönük olması gerektiğini yazmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde önemli bir yeri olan “Enderun”u, yönetici de
yetiştiren bir “Okul” ve 1839 Tanzimat Fermanı’nın bazı hükümlerinide “Yönetimi
Geliştirme Amacı Güden bir Belge” olarak kabul edebiliriz.
Bu arada:
􀂾 1859’da Mülkiye Mektebi kuruldu.
􀂾 1953’de Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) kuruldu ve
kamu yönetimi eğitimine başladı.
􀂾 1955-1957’de Siyasal Bilimler Fakültesi (SBF) oluşturuldu.
􀂾 1957’de Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi (AİTİA), şimdiki Gazi
Üniversitesi, kuruldu ve eğitime başladı.
􀂾 İstanbul Üniversitesinde Yönetim Bilimi uzun süre hukuk ağırlıklı olarak
okutuldu.
􀂾 1970’li yıllardan bu yana kurulan üniversitelerin çoğunda kamu yönetimiyönetim
bilimi vb. adlar altında fakülteler kurulmuş ve bu konuda eğitime
başlamışlardır.

kaynak : MEGEP | İş Organizasyonu
Bussines isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 04-11-2010, 21:14   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Senior Member
Avatar Yok
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Nov 2009
Üye No : 5
Mesajlar: 132
Standart

Yönetim ve Organizasyon İlişkisi
Yönetim, belirlenen amaçlara ulaşmak için başkalarıyla işbirliği yapmak ve birlikte
hareket etmektir. Organizasyon ise yapılacak işlerin kişilere dağıtılacak şekilde bölünmesi ve
gruplandırılmasıdır.
Yönetim bir süreçtir, bilginin yanında sanat yeteneği de gerektiren bir uğraştır. Bu
nedenle yönetimi, insanlar aracılığıyla hedeflere ulaşma sanatı olarak da tanımlayabiliriz.
Yönetimde asıl amaç belirli örgütsel faaliyetleri gerçekleştirmektir. Örgütlerin kurulması ve
yönetim süreci bir amaç gerçekleştirmek içindir. Örgütlerin ve çalışanların başarısı, amaca
ulaşmada yönetim süreci faaliyetlerinin etkinliği ile ölçülür. Öyleyse, bireyler tek başına
gerçekleştiremedikleri ortak amaçlarını yerine getirmek için öncelikle örgütlere ve örgütün
faaliyetlerini gerçekleştirmesi için iyi bir yönetim sistemine ihtiyaç duyarlar.
Örgüt ve yönetim kavramları birbirinin tamamlayıcısı durumundadır. Örgüt,
yönetimin var olduğu ve faaliyetlerini sürdürdüğü bir yapı, yönetim ise bu yapı içindeki bir
işlevdir. Örgüt bir anatomi ise yönetim bir fizyolojidir. Bunlardan biri olmazsa diğeri
boşlukta kalır ve varlığını sürdüremez. Örgüt durağan ve kararlı bir kalıp, yönetim ise
dinamik ve hareketli bir işlevdir. Yönetim, amaçları belirleyen, temel ilkeleri ortaya koyan
bir süreç; örgüt ise belirlenen amaçlara en etkin ve verimli şekilde nasıl ulaşılacağını
gösteren bir sistemdir.
Yönetim, organizasyon aşamasında takım çalışması yapması gerektir. Aynı amaç ve
hedeflere hizmet için bir arada bulunursunuz. Yalnız, her bir araya gelmiş, birlikte çalışan
insan grubu için takım çalışması yapıyor diyemeyiz. Verimli bir takım oluşturabilmek için
belirli koşulların bulunması gerekir.
Verimli takımlarda üyeler, birbirleri ve takımın bütünüyle karşılıklı saygı içinde
çalışırlar. Böyle takımlar sadece iş ile ilgili hedeflere ulaşmada değil, aynı zamanda
üyelerinin ihtiyaç ve çıkarlarının karşılanmasında da etkilidir. Takım üyeleri, birbirlerinin ve
takımın ihtiyaçlarına karşı ilgilidir. Takım üyeleri, sahip oldukları bilgileri “saklamak”
yerine başkaları ile paylaşarak, bildiklerini ya da yapabileceklerini aktararak birbirleri ile
işbirliği yapmaya ve tüm takım faaliyetlerinde birlikte çalışmaya istekli davranırlar.

Yönetici Özellikleri
İşletmeler, canlı bir organizma gibidir. Bu organizma içinde iş görenler, işletmenin
sinir sistemi; para, damarlarda dolaşan kan; yönetici de bu organizasyonun beynidir.
Yönetici, işletmenin geleceğini ilgilendiren en önemli kararları alır, planlar, düzenler
ve uygular. İşletmelerin yaşama ve gelişme güçleri, sahip oldukları yöneticilerin sayılarına
ve özelliklerine bağlıdır. Yöneticiler, işletmenin amacını belirler, kaynaklarını bu amaca
yöneltir, amaca ulaşmak için yolları gösterir, karar verir, koordinasyonu sağlar ve sonuçları
değerlendirir. Bu derece önemli işleri üstlenen yöneticinin, şüphesiz birçok özellik ve
yeteneğe sahip olması gerekir.
Profesyonel bir yönetici, liderlik (önderlik) özelliklerine sahip olmalıdır. Liderler,
örgütü amaçlara yöneltirken karakter özellikleri ile gücünü kullanırlar. Yönetici ise kendisine
verilen hukuki güç ile örgütü amaçlarına yöneltir. Liderlerin en önemli özellikleri başkalarını
etkileme, iletişim ve ikna yeteneklerinin iyi olmasıdır.
Başarılı bir yöneticide bulunması gereken özellikler şu şekilde sıralanabilir:
�� Görevi ile ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olma,
�� İşi ve iş görenleri yakından tanıyabilme,
�� Zamanında ve doğru karar verebilme,
�� Tarafsız ve insancıl davranabilme,
�� İkna yeteneğinin güçlü olması,
�� Sorun çözme yeteneğinin iyi olması,
�� Kendini geliştirmek ve yeniliklere açık olma,
�� İletişim ve insan ilişkilerinde iyi olma,
�� Sorumluluk taşıyabilme,
�� Hoşgörülü olabilme,
�� Grup çalışmasını özendirebilme,
�� Demokratik olabilme,
�� İyi bir eğitici olabilme,
�� Sabırlı, kararlı, iradeli, sağduyulu ve cesur olabilmektir.
Yönetici ve müteşebbis (girişimci) kavramları farklı anlam taşırlar. Girişimci, üretim
faaliyetine katılırken sermayenin bir kısmını ya da tamamını kendisi koyar. Kar elde etme
amacı güder ve her türlü riske katlanır. Yönetici ise sermaye ve elde edilen karla bu yönde
ilgisi olmayan ve riske katlanmayan bir kişidir. Yönetici, girişimciye karşı sorumlu olup
işletme amaçlarını en iyi biçimde gerçekleştirmek zorunda olan kişidir.
Organizasyonda İletişim İlişkileri
Yönetim, diğer kişilerin çabaları yoluyla amaçların başarılması olarak tanımlanabilir.
Bir yöneticinin karşılaştığı bir durumu analiz etmesi, bunun sonucunda yararlı çözümler
bulması, planlanan değişikliklerin etkilerini ve sonuçlarını görmesi, gerekli öğeleri
örgütlemesi ve denetimi sağlaması iyi bir iletişim sisteminin kurulmasıyla mümkün olabilir.
Bir fikrin gerçek olabilmesi bir plana bağlanmasıyla mümkündür. Plan geliştirildikten sonra,
bunun uygulanması için kişilere iletilmesi gerekir.
Bugün yöneticilerin iş arkadaşlarından, üstlerinden ve astlarından aldıkları en kötü
eleştiri; etkili bir iletişimde bulunamadıkları noktasından toplanmaktadır. Yöneticinin
amaçlarını başarabilmesi, her şeyden önce birlikte çalıştığı kimselere amaçların neler
olduğunu iletebilmesine bağlıdır. Bugün, amaçlar ile başarılanlar arasında farklılık varsa
bunun en büyük nedenlerinin başında iletişim kopuklukları gelir.
Örgütlerde iletişimin iki amacı vardır. İlki, örgütün amaçlarını gerçekleştirmede aracı
olur. Planların uygulanması ve belli bir amacın gerçekleştirilmesi için faaliyetler görevi
başaracak kişiye iletilmelidir. İkincisi, örgüt üyeleri iletişim yoluyla örgütsel planları istekli
ve şevkli bir biçimde başarmak için canlandırılırlar.
İletişimin yararları şunlardır:
�� Yeni fikirlerin yayılması, gelişmeye olanak verir.
�� Sorunlar kime ait olursa olsun diğerleri tarafından gerçek anlamıyla anlaşılır.
�� Daha iyi bir anlaşma oluşur.
�� Karışıklıklar ve yinelemeler önlenir.
�� Var olan politika, plan ve ilkeler aynı şekilde anlaşılır.
�� İşlerin düzenli bir şekilde yapılması ilgililerin çalışma şevkini artırır.
�� Planlar daha iyi bir uygulanma olanağı bulur.
Yönetsel iletişimin niteliği hakkında iki görüş vardır. Bazılarına göre iletişim bir insan
davranışıdır; bu nedenle, bir grup içindeki karşılıklı etkileşimleri birleştiren bir süreçtir.
Diğer görüşe göre ise iletişim, yönetsel sistemi oluşturan alt sistemlerden birisidir. Bu alt
sistem, aynı zamanda tüm yönetsel sistemi biçimlendirir ve planlama ve kontrol gibi diğer alt
sistemleri birleştirme görevini yerine getirir.
İnsanlar sürekli olarak birbirleriyle etkileşim içindedirler. Bu nedenle insan
davranışları bir bakıma, toplumsal davranış olarak görülebilir. İşte, insanlar arasındaki
etkileşimi sağlayan araç iletişimdir. Böylelikle kişiler algılarını, isteklerini, duygu ve
değerlerini, tutumlarını ve ihtiyaçlarını açığa vurabilirler. Bu gibi davranışsal özellikler insan
eylemleri yoluyla diğerlerine iletilmektedir. Davranışı etkileyen dış etmenler, örneğin
arkadaşlar, grup normları, diğerlerinin beklentileri kişinin neyi, nasıl ileteceğini belirler.
Diğer yönetsel işlevler gibi iletişim de bir süreçtir. Gerçek iletişimden söz edilmek
isteniyorsa iletişim iki yönlü süreç olarak görülmelidir. Bazen tek yönlü iletişimden söz
edilirse de böyle bir şey olmaz. Tanımı gereği, bilginin anlaşılması ve paylaşılması iki yönlü
bir sistemi gerekli kılar. İletişim, daima iki ya da daha fazla kişi arasında olur. Çölde yardım
için imdat diye bağırma iletişim değildir. Profesör, ders verirken kimse dinlemiyor ya da
anlamıyorsa iletişimden söz etmek mümkün değildir.
Organizasyonda iletişim, yöneticiler için çok büyük önem taşır. Çünkü çalışanlar bir
amaç etrafında toplanmamış, iş ve gönül birliği oluşturulmamışsa o işletmede yapılan
işlerden sonuç almak mümkün değildir. İletişimde amaç uyumlu ve uzlaşılmış bir çalışma
ortamı yaratılmasıdır.

Farklı Sektör ve İşletmelerdeki Yönetim Modelleri
İstisnalara Göre Yönetim

Günümüz işletmeleri büyüdükçe, ürün ve pazar çeşitlendirmesine gittikçe, teknik
gelişme ve firmalar arası rekabet arttıkça, çağdaş yöneticinin kontrol ve yönetmekle
yükümlü bulunduğu faaliyetlerin sayısı çoğalmakta, kuruluş içinde olan bitenle ilgili
kararları etkin ve verimli bir biçimde karara bağlama ve uygulamaya koyma olanakları
azalmaktadır. Bu nedenle yöneticiler, her konuda kendileri karar vermek yerine, günlük veya
periyodik olarak alınan olağan nitelikteki kararları astlarına devretmek zorundadır. Ancak
astların bilgi yetenek ve tecrübesiyle çözümlenemeyecek nitelikte olan orijinal durumlar
hakkında karar verme, çözüme kavuşturma sorumluluğu yöneticilerin kendilerine kalmalıdır.
Yetki devrinden istisna edilen bu tür kararlardan adını alan yönetim biçimine
“İstisnalara Göre Yönetim” adı verilmektedir. Şu halde modern yöneticinin ayrıntılarla
uğraşmadan zaman ve enerjisini hayati konulara yöneltmesi başarıyı arttıracaktır.
“Yönetimin Basitleştirilmesi” adı da verilen bu yaklaşım, yöneticinin yalnızca müdahale
etmesi gereken zaman kararlara karışmasını öngörür. İstisnalara göre yönetim, köklü bir
örgütsel düzenleme faaliyetidir. Yetişkin ve tecrübeli astlar gerektirir. İş bölümü, yetki ve
sorumlulukların genel bir gözden geçirilmesi veya yeniden düzenlenmesi – dağıtılması
üzerine kurulur.
Yönetici olarak bu modeli uygulayabilmeniz için astlarınızı sürekli eğitmeniz
gerektiği açıktır. Akıllı bir yönetici, eğitimden yararlanıp, gelişimi hızlandırır. Sonuçta,
yönetim sorumluluğunu onlarla paylaşarak hem daha başarılı olacak hem de daha az
yorulacaktır.

☺ İşe uygun elemanı seç + Yetiştir + Yönetim sorumluluğunu paylaş

kaynak : MEGEP | İş Organizasyonu
Bussines isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 04-11-2010, 21:16   #3 (permalink)
Kullanıcı Profili
Senior Member
Avatar Yok
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Nov 2009
Üye No : 5
Mesajlar: 132
Standart

Komite Yönetimi
Karar verme, uygulama ya da herhangi bir konuda danışma, görev, yetki ve
sorumluluğun iki veya daha fazla kişiden oluşan guruplara verilmesinden doğan örgütsel
birime “ komite” adı verilmektedir. Komiteler yönetsel yetkinin bireyler tarafından değil de
bir grup tarafından icra edilmesidir. Komiteler, bir örgütün yönetiminde koordinasyonun
gerekli olduğu, yönetime katılmanın istendiği, kararların güçlü kılınması gerektiği ya da
kuruluşun bütününü ilgilendiren kararlarda tüm çıkarların temsil edilmesi zorunlu olduğunda
meydana getirilmektedir.
Komiteler koordinasyon, motivasyon, denge ve isabetli karar verme gibi birçok
konuda yararlar sağlarken, öte yandan çok masraflı olmaları, kararların geç alınması,
üyelerin asli görevlerini ihmal etmeleri ve asıl önemlisi sorumluluğu anonimleştirmesi
nedeniyle sakıncalar taşımaktadır. Buna rağmen işletmelerde işlevsel birçok alanlarla ve
danışma koşulları ile ilgili komiteler meydana getirilmektedir.
Son 15 yıldır artan bir hızla ( öncelikle büyük sanayi işletmelerimiz başta olmak
üzere) ciddi bir komite yönetimi modeline gidiş vardır. Bu, son derece memnuniyet vericidir.
Ekip çalışmasına olan katkısı, kişileri hızla geliştirmesi son derece önemlidir.

☺ Vizyon belirle + Ekip kur + Ekibi eğit + Ekiplerle yönetim sorumluluğunu paylaş

Durumsallık Kuramı


Bu kuram, yönetsel süreçlerde en uygun ve doğru yolun tek olmadığı, bu nedenle
yönetim için tek bir modelin geçerli olmadığı fikrinden hareket etmektedir.
Bu modele göre her kuruluş, belirli birtakım yönetsel ve örgütsel koşullarda ve onu
çevreleyen değişik ortamlarda faaliyette bulunur. Bu nedenle en uygun modelin seçilmesi ya
da geliştirilmesi gerekmektedir.
Durumsallık modeli, kendinden önce çok moda olan sistem yaklaşımının, soyut
kavramlardan oluşan genelleştirilmiş model ve varsayımlara dayandığını ve bu nedenle
kargaşaya yol açtığını savunmuştur. Böylece 1970’li yıllardan itibaren soyut kavramlar terk
edilerek, uygulamada örgütsel faaliyetleri etkileyen zorlukları, güç dengelerini ve baskıları
araştırıp ortaya çıkararak buna uygun gerçekçi bir yönetim modeli kurulmaya başlanmıştır.
Böylece, örgütlerin yönetimde sadece klasik kuralları ve varsayımları ya da sistem
yaklaşımının soyut ve genel ilkeleri ile çözüm arama yöntemleri terk edilmiş, yerine
durumsallık veya koşulsallık yaklaşımı dediğimiz, her organizasyonun kendi iç koşullarını,
ortamını, personelin özelliklerini ve teknolojisini dikkate alan bir yaklaşım kullanılmaya
başlanmıştır.

☺ Kaynakları – ekibi – sektörü değerlendir + modelini oluştur + özgünlük yarat

Sonuçlara Göre Yönetim


Bir kuruluşta faaliyetlere girişmeden önce, onun ekonomik bir sistem olarak bütün
güçlü ve zayıf taraflarını iyice araştırma, üretim kapasitesini doğru olarak bilme ve eldeki
araçlarla sağlanacak faaliyet sonuçlarının ne olabileceğini öngörmeye dayanan bir yönetim
biçimidir.
Yöneticinin, gerçekçi olmasına, tutumunu da eldeki güç ve kaynaklarla elde edilmesi
gereken sonuçlar arasında ilişki kurarak ortaya koyması gerektiğine işaret eder.
Sonuçlara göre yönetim felsefesinde kuruluşun, kısa dönemde mümkün olduğu ölçüde
verimli çalıştırılması onun tüm güç ve olanaklarının eksiksiz ortaya çıkarılması ve bunlardan
eksiksiz yararlanılması ile gelecekte meydana gelebilecek gelişme ve değişmelere intibak
ettirilmesi fikirleri mevcuttur.
Sonuçlara göre yönetim, belirlilik koşullarını esas almaktadır. Bu nedenle kuruluşun
hali hazırdaki güç ve olanaklarını mutlak etkileyecek sonuçların araştırıldığı ve bunlar
arasında fonksiyonel ilişkilerin kurulduğu için, kısa dönemli yönetim felsefesine daha uygun
bir modeldir.

☺Gücünü ölç + Hedefini belirle + Verimliliği ön plana al + Savurganlıktan kaçın

Amaçlara Göre Yönetim
Bir kuruluşta sorumluluk alanlarının, ulaşılacak sonuçların, amaçların, üst ve astlar
tarafından birlikte tespit edilip sonra somut hale getirildiği, yani rakamlara döküldüğü ve
gerçekleşip gerçekleşmediğinin devresel olarak yine birlikte takip edildiği sürece, amaçlara
göre yönetim denmektedir.
AGY’ de yapılan işler, işlerin zamanında yerleştirilip yerleştirilemediği, aksayan
hususlar, amaca giden yoldaki engeller tamamen rakamlarla ifade edilmektedir. AGY
uygulayan yönetici, değerlendirmelerini duyguları ile değil, gerçek rakamlarla yapar. Bu
nedenle AGY, geniş bir uygulama alanı bulmuş ve bilhassa gerek kendisini, gerek astlarını
iyi yetiştirmek isteyen yöneticiler tarafından çok benimsenmiştir.
Ayrıca AGY, işi ve işi başaran kişiyi birlikte değerlendirme olanağı verdiği için
önemli bir yönetim aracıdır.
Avantajları:
�� Bireylerin güç ve enerjilerinin israfını engeller.
�� Motivasyon ve otokontrol sağlar.
�� Yenilik, esneklik ve takım çalışması ile ihtiyaçlar arasında denge sağlar.
�� Yönetici değerlendirmede objektiftir.
�� Daha adil ödüllendirme ve terfi alanları yaratır.
�� Haberleşmeyi etkinleştirir.
Dezavantajları:
�� Yatay koordinasyonu güçleştirebilir.
�� Kısım ve kişi amaçları ile temel amaçlar arasındaki uyumsuzluklar çatışma
yaratabilir.
�� Sık görüşmeler ve raporlamalar zaman israfına ve bürokrasiye neden olabilir.
�� Sistem, yöneticinin başarısını sadece belli koşullarda ölçebilir.
Sistem, uzun vadeli planlama düşüncesinde olan yöneticiler için uygundur.
Planlamaya isteksiz yöneticiler için ise uygun değildir.

☺ Hedefleri birim/kişilerle birlikte sapta + Eğitim desteği ver + Performans ölç +
Ödüllendir.


kaynak : MEGEP | İş Organizasyonu
Bussines isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:31.


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30