![]() |
| | #1 (permalink) |
| İşletmelerin Yapısı İşletmenin Tanımı Önce işletme ile aynı anlamda kullanılan diğer terimleri belirtelim. Bunlar; firma, kuruluş, teşebbüs ve kurumdur. İşletme; bilgi, fikir, teşebbüs, emek, para, makine, malzeme gibi iş unsurlarından hepsinin veya birkaçının bir araya getirilerek planlı olarak kurulmuş bir düzen içinde, bunlardan bir üretim veya hizmetin elde edildiği, sistemlerdir. O halde; fabrikalar askeri birlikler, hastaneler, oteller, restaurantlar, okullar, nakliye şirketleri, turizm şirketleri, sigorta şirketleri, matbaalar, yayın evleri, inşaat şirketleri, maden ocakları, devletler, ithalat ve ihracat firmaları, pazarlama şirketleri, devlet kuruluşları birer işletmelerdir. Evden devlete, pazarlamacısından otomobil fabrikasına kadar değişik türde, değişik özellikte ve büyüklükte olan birimler hep birer işletmedir. Çalışanlar, işletmenin hayatlarında oldukça fazla önem taşıması nedeniyle şu soruların cevaplarını bilmek isterler: İşletmenin temsil ettiği ayırt edici ya da temel inançlar nelerdir? DEĞERLER İşletme bu gün ne durumdadır ne duruma gelmeye çalışmaktadır? AMAÇ İşletme nasıl bir bağlılık taşımaktadır ve nereye doğru gitmektedir? HEDEFLER İşletmelerin Organizasyonu (örgütleme) Organizasyon terimi Yunanca organon yani uzuv kelimesinden gelmektedir. Uzuv bir bütünün veya canlı bir varlığın yaşamını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu bir fonksiyondur. İşletmelerde ise organ ve uzuv bir sistemin onu amaçlarına ulaştırmak üzere belirli faaliyetler yapmak üzere kurulmuş bir kısım veya parçasıdır. Organizasyon ise, olgunlaştırma sisteminin amacına ulaşmak için çeşitli, görevleri yapmak üzere oluşturduğu ve diğer kısımlarla ahenkli bir şekilde iş gören bölümlerinin oluşturulmasıdır. Organizasyon, işletmelerde yapılacak işleri, bu işleri yapacak kişileri ve çeşitli ilişkileri kağıt üzerine döker ve bu unsurları belirli bir sistem içinde işletme amaçlarına yöneltir. Aynı zamanda, organizasyon işleminde işlerin yetki ve sorumlulukları belirlenir ve devredilir. Bu aşamaların belirlenmesi beklenen verimin gerçekleşmesi için yeterli olmayabilir. Çalışanların beklentilerini önemseyerek örgüt işleyişini sağlamak gerekir. Çalışanların, alacakları maaşın ötesinde bir başka beklentileri daha vardır: Saygınlık. Bir kuruluşta hizmet veriminin artması insan gücü ile sağlanır. Saygın bir konuma oturtulan bir bireyin götüreceği hizmet ile horlanan, tepeden bakılan bir bireyin götüreceği hizmet arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. İş yapana değer vermek ve verilen değeri göstermek motive edici olacaktır. Yapılan araştırmaların bazıları, amaçların belirlenmesinde çalışanların dahil edilmesinin en güçlü motivasyon faktörü olduğunu göstermiştir. İnsanları motive etmek, onları hangi dürtülerin daha iyi çalışmaya ittiğini anlamaktır. Bu, onların kişisel ihtiyaçlarını anlamak ve daha iyi çalışma arzusu gösterecekleri çalışma koşullarını yaratmakla mümkün olur. Bir firmada örgütsel yönetim söz konusu ise orada yüksek motivasyondan ve sinerjiden bahsedilebilir. Sinerji; birden fazla olumlu enerjinin birleşmesidir. Yani, örgüt içi çalışanların birlik ve beraberlik içinde bir takım halinde hareket etmesidir. Olumsuz (negatif) enerji ise asinerji oluşturur. Yüksek Motivasyon: Tüm çalışanların gülümseyen bakışları, Diğer çalışanlara ve müşterilere içtenlikle yardımcı olma, Sorumluluk alma ve paylaşma isteği, Çalışanlar arasında sağlıklı bir iletişim, Katılım ve işbirliği, Problem çözümünde işbirliği , Birbirine pozitif yaklaşma ve destek olma, Olumlu bakış açısı, Sevgi ve saygı, İşe adapte olma ve başarıyı paylaşma, İşe isteyerek gelme Düşük Motivasyon Asık suratlar, Birbirini engelleme, İşten kaçma, birbirine sorumluluk atma, Hiyerarşi, gerginlik, yapay iletişim, Yardımdan kaçınma, Gereksiz problemler yaratma, Her konunun olumsuz yönlerini görmek, Nedensiz çatışmalar, “Mesai bitse de gitsek” düşüncesi, İşe gelirken isteksizlik İşletmelerin Yönetimi Başkalarının aracılığıyla amaca ulaşma ve başkalarına iş gördürme faaliyeti şeklindeki tanımda; yönetimin esas itibariyle insan ilişkilerine dayanan bir süreç olduğu anlaşılmaktadır. Yönetim: İşletme amaçlarının etkili ve verimli olarak gerçekleştirilmesi amacıyla planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına ilişkin, kavram, ilke teori, model ve tekniklerin, sistematik ve bilinçli bir biçimde maharetle uygulanması ile ilgili faaliyetlerin tümüdür. Kısaca yönetim belirli insani amaçlara erişmeye yarayan, planlı insani faaliyetlerdir. Günümüzde özellikle özel işletmeler, artık tek kişi tarafından kurulan ve işletilen bir ekonomik model olmayı çoktan aşmış ve çok kişi tarafından kurulan, işletilen ve yönetilen yapılar olarak gelişmektedir. Yönetim, amaçlara yönelik beşeri ve psiko-sosyal bir süreçtir. Yöneticilik: Daha çok belirlenen amaçlar doğrultusunda gücünü yetkiden alan başkalarına iş yaptırma sanatıdır. İyi bir yöneticinin sahip olması gereken özellikleri klasik bir şekilde saymak yerine şu örnek olayı aktarmak, görevin önemini daha etkin bir şekilde kavratacaktır. (Geçmiş bir tarihte yayınlanan ve bütün dünyanın ilgisini çeken bir dialogtan alınmıştır.) Bir gün ,odama giren bir memur bana: -Efendim, siz birlikte çalıştığım arkadaşların birini bir derece terfi ettirdiniz. Yaş ve kademe bakımından aramızda bir fark yoktur. Öğrenimimiz de aynı. O benden daha yakışıklı da değil. Böyle olduğu halde beni terfi ettirmiyorsunuz,dedi.. İşe dalmış şekilde mırıldandım: -Sokakta gürültüler var, duyuyor musunuz, nedir acaba? Memur can sıkıntısı ile cevap verdi : -Gidip sorayım efendim. Efendim Biraz sonra döndü, -Bir arabaymış efendim, -Yükü neymiş? -Gidip bakayım efendim. Döndüğünde: -Arabanın yükü bir sürü çuval efendim. -Çuvallarda ne varmış? -Gidip bakayım efendim. Biraz sonra döndüğünde: -Çuvallarda çimento varmış efendim. -Bu araba nereye gidiyormuş? -Gidip bakayım efendim. Biraz sonra dönüp cevap verdi. - X ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş efendim. - Çok güzel. şimdi bana terfi eden arkadaşını çağırır mısınız? Hani şu haksız yere terfi eden arkadaşınız. Diğeri geldi. Ben mırıldandım: - Sokakta bir takım gürültüler oluyor. Nedir acaba? - Gidip bakayım efendim. Döndüğü zaman şöyle cevap verdi. - Kırk çuval portland çimentosu yüklü bir araba. Çimentoların menşei NewOrleans. X ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş. Uluslararası ulaşıma ait kamyon, çuvalları istasyondan almış, çuvallardan biri yolda patladığı için şimdi bunun yerini değiştirmeye çalışıyorlarmış. Yönetimin Özellikleri Yönetimde, ulaşılması düşünülen belli bir amaç vardır, Yönetim bir grup faaliyetidir. Yönetimin beşeri özelliği vardır. Yönetim bir işbirliği ve uzmanlaşma faaliyetidir. Yönetim bir yetki faaliyetidir. Yönetimle yetkili kılınan kişi emir verme ve başkalarının davranışlarını yönlendirme hakkına sahiptir. Yönetim bir karar verme sürecidir ![]() Yönetimin Fonksiyonları Yönetimin Temel Fonksiyonları: Planlama Organizasyon (örgütleme) Yöneltme (emir- kumanda) Koordinasyon (uyumlaştırma-düzenleştirme) Denetim (kontrol) Yönetimde Destekleyici Fonksiyonlar: İletişim Bütçe Karar verme İşletmelerde Denetim (Kontrol) Kontrol, yönetim sürecini tamamlayan ve tüm sürecin geri beslenmesini alan öğedir. Kontrol yapılabilmesi öncelikle bir planın olmasını gerektirir ki, süreç sonunda hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı kontrol edilsin. Bu aşamaya durum değerlendirmesi demek üstlendiği görev açısından uygun olacaktır. Nasıl ki iletişim sürecinde etkinlik için (feed-back) geri bildirim önemli ise, yönetim sürecinde de en önemli öğenin kontrol olması gerekir. Kontrol, planlama, organizasyon, yöneltme görevlerinin nasıl ve hangi ölçüde başarıldığının belirlenmesi, gerektiğinde düzeltici önlemlerin alınmasıdır. Bir başka ifadeyle kontrol; belirli hale getirilmiş bir istek, bir karar, bir planın uygulamaya konması sırasında, uygulamanın söz konusu istek veya plana uygunluğunu temin etme çabasıdır. Bir planın uygulanması sırasında, kontrol faaliyetleri bu planı düzeltici fonksiyon olarak vardır. Denetim fonksiyonu, birbirini izleyen aşamalardan oluşur. Denetimin yapılması sırasında 4 aşama belirlenir. Denetimin standartlarının belirlenmesi Gerçekleşen durumun ölçülmesi Gerçekleşen durum ile hedeflenen durumun karşılaştırılması Farklılıkların (sapmaların) nedenlerinin belirlenerek düzeltici önlemlerin alınması kaynak : MEGEP | İş Hayatında İletişim | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Denetim Çeşitleri: Dört çeşit denetim vardır: Önleyici denetim: İşletmeyi olumsuz yönde etkileyen faktörlerin hangi şartlarda ne zaman, nerede meydana gelebileceğini tahmin etme ve bunlara karşı tedbir almaktır. Düzenleyici denetim: Belirli bir dönem sonunda, belirli bir standarttan ne kadar sapıldığını araştırmak ve sapmaların belirli bir sınırı aşmışsa gelecek dönem için gerekli düzeltmeleri yapmaktır. Bütçe denetimi: Bütçelerin, belirli dönemlere ilişkin işletme amaçlarını rahatlıkla anlamaktır. Belli bir dönem sonunda elde edilen sonuçlar, daha önce tespit edilmiş rakamlarla karşılaştırılır ve böylece bütçe denetimi gerçekleştirilir. Proje denetimi: Uygulamaların belirlenen süre ve fiyat ölçülerine göre gerçekleşmekte olup olmadığını gösteren bir denetim türüdür. Denetimde dikkat edilmesi gereken husus, denetimin sürekli bir baskı haline getirilmemesidir. İç İlişkiler Bir iş yerinde çalışan insanların birbirleriyle ve çalıştıranlarıyla olan ilişkilerini ifade eder. Çalışanlar personel, çalıştıranlar ise işverenler ve yöneticilerdir. İç ilişkiler, kişiler arasında veya kişilerle; gruplar arasında veya gruplarla gerçekleşir. Bir işletmenin hedeflenen başarıya ulaşabilmesi, iç ilişkilerinde astların ve üstlerin bulundukları konumda görevlerini en iyi şekilde yapabilmelerine ve birbirleriyle olumlu ilişkilerine bağlıdır. Liderlik Liderlik, örgütlenmiş bir grubu, belli bir amacı yerine getirmek amacıyla insan davranışlarını etkileme faaliyetidir. Bu tanımları çoğaltmak mümkündür. Ancak tanımların birleştiği noktalar genelde aynıdır. Ortak payda durumundaki kriterler: Belli bir amacın olması Belli bir grup insanın olması Bu grubu yönlendirecek bir liderin bulunmasıdır. Aslında, bir kişiye bir şeyi yaptırmak o kadar zor değildir. Onlara, para ödülü veya iyi bir sicil vaat ederek iş yaptırılabilir. Eğer bunlar işe yaramazsa, ceza, makamını düşürme, işten kovmayla tehdit etme gibi yöntemlerle de kişiye iş yaptırabilir. Zaten, yöneticilerin çoğu da bunları yapmaktadır. Burada en önemli husus istektir. Önemli olan bir kişiye bir şeyi isteyerek yaptırmaktır. Buna göre liderlik, yapılması gerektiğine inanılan şeyi başkasına istekle yaptırabilme sanatıdır. Lider; zekası, bilgisi, becerisi ile kendisini izleyen grup üyelerinden daha yeteneklidir. Bu yetenekleri ile grubun güvenini kazanır, grubun kendisine inanmasını sağlar ve grubun hakları adına hareket ederek onları temsil eder. Yapılan bir araştırmada bir liderde bulunması gereken ve çoğunluk tarafından istenen özellikler şunlardır: Dürüst, doğru söyleyen, güvenilir, karakterli, inançlı Rekabetçi, yetenekli, üretken Teşvik edici, kararlı, yönlendirici olarak sıralanmaktadır Uygulamada çok değişik özellikler taşıyan lider tiplerine rastlanır. Bu tipler yönetim anlayış ve felsefesine bağlı olarak orta çıkar. Bu konuda yapılan araştırma sonucu şöyledir: Otokratik lider: İş görenler üzerinde baskı ve katı denetim uygulayarak sadece üretim amacını taşıyan lider tipi. Liberal lider: İnsana ve üretime pek değer vermeyen sadece özgürlüğü savunan lider tipi. Hümanist lider: İnsana aşırı önem veren “her şey insan için ” diyen ve üretimi ikinci plana iten lider tipi. Tatlı-sert lider : İnsana ve üretime eşit şekilde önem veren ve biraz da orta yolu benimsemiş lider tipi. Demokratik lider: Kişiye maksimum düzeyde önem verilmesini savunan lider tipidir. Yetki Yetki, başkalarına iş yaptırma gücü, işin yapılmasını başkalarında isteme hakkıdır. Yetki karar alma ve uygulama hakkıdır. O halde yetkili kılınan kişi, emir verme, başkalarının davranışlarını yönlendirme hakkına sahiptir. Tanımı incelediğimizde, yetkinin üç özelliği ortaya çıkmaktadır: Birincisi, yetki bir haktır. İkincisi, yetkili kişi hakkın kullanılması ile dolaysız olarak kendi davranışları üzerinde, dolaylı olarak da başkalarının davranışları üzerinde söz sahibidir. Üçüncüsü ise, çalışana istediği davranışları yaptırabilmesi için yetkili kişinin ödüllendirme ve cezalandırma gücüne sahip olmasıdır. Üst’ün (yöneticinin) verdiği bir emri ast’ın (yönetilenin) yerine getirmesi ya da reddetmesi mümkündür. Ast bu iki seçenek arasında tercih yapmadan ve karar vermeden önce düşünecek, kabul ya da reddetmekle sağlayacağı üstünlüklerden hangisi ağır basıyorsa, ast o yönde bir davranış gösterecektir Astlar, üstlerin yetkilerini şu nedenlerden dolayı kabul edecektir: İyi olduğuna inandıkları bir amacın gerçekleşmesine yardımcı olmak, İş arkadaşlarının onayını almak Üstleri tarafından ödüllendirilmek Ahlak standartlarına uygun hareket etmek Sorumluluk kabul etmekten sıyrılmak Üstlerin liderliklerini beğendikleri Yetki ile görevi karıştırmamak gerekir. Görev, çalışanların yapmakla zorunlu oldukları işlerdir. Yetki ise çalışanlardan görevle ilgili işin yapılmasını isteme hakkıdır. Örneğin, okul müdürünün öğretmenden derse girmesini istemesi müdürün yetkisi, öğretmenin derse girmesi onun görevidir. Disiplin Maddi örgütsel faktörlerde olağan ve olağanüstü koşullardan dolayı meydana gelen kayıp ve zararlar kolayca giderilebileceği halde, insan alışkanlık ve davranışlarından dolayı ortaya çıkan zarar ve kayıpları gidermek ve arzu edilen alışkanlık ve davranışları kazandırmak son derece güç bir iştir. Örneğin, bozulan veya bakımsızlıktan dolayı iyi çalışmayan bir makine veya tezgah tamir edildikten ya da bakımı yapıldıktan sonra istenen biçimde çalışabilmektedir. Ancak; düzeni bozan, işyeri koşullarına uygun hareket etmeyen, işe geç gelen veya devamsızlık yapan, işyeri koşullarına uygun hareket etmeyen bir kişiyi bu uygunsuz davranışlardan vazgeçirmek ve bunların yerine o kişiye uygun alışkanlık ve davranışlar kazandırmak son derece güçtür. Disiplin, Latince ‘birini izleyen’ ya da ‘birinin peşinden giden’ anlamına gelen “disciple” kökünden türetilmiş. ‘Peşinden götürme, kendisini takip ettirme’ fiillerini ise yetenekli ve becerikli bir yönetici yapabilir. Bu açıklamalardan sonra disiplin kavramını, personelin inanarak ve arzu ederek iş yeri kurallarına ve düzenine uygun davranış göstermesini sağlayan güç olarak tanımlayabiliriz. Burada vurgulanması gereken çok önemli bir husus, personelin inanarak ve arzu ederek işyeri kurallarına ve örgüt düzenine uyması gerektiğidir. Etrafına güç gösterisinde bulunan ve astlarını tehdit eden bir yönetici belki kısa süre içinde etkili olabilir. Astlar, örgütsel düzene ve işyeri kurallarına görünüşte uygun davranış gösteriyorlarmış gibi hareket ederler. Ancak duygusal bir doyumsuzluk ve küskünlük belirli bir zaman sonra yerini bilinçaltı kırgınlık ve kine bırakacaktır. Yetki Devri Yetki devri, işletmenin büyüklüğüne ve verilen yetkinin genişliğine bakılmaksızın büyük önem taşır. Yetki devri; üst yönetim tarafından belli bir yetkinin alt basamaklara devredilmesidir. İşletmede başarı sağlamak, yetki ve sorumlulukların açık bir şeklide belirlenmesi ve gerektiğinde yetkinin planlı bir şekilde alt kademelere devredilmesi ile yakından ilgilidir. Bir kuruluşta başarılı insan ilişkilerinin gelişebilmesi için yetki devrinde şu kurallara uyulması gerekir: Devredilen yetki, işin yapımı için uygun olmalıdır, sınırlı yetki işin başarılmasını engeller. Devredilen yetkinin kötüye kullanılmaması için yetki güvenilir, yetenekli, başarılı olanlara devredilmelidir. Devredilen yetkilerin sınırları belirlenerek başkalarının yetkilerine müdahale önlenir. Devredilen yetki ile birlikte kişiye sorumluluk da yüklenmelidir. Ancak yetki ile sorumluluk denk olmalıdır. Devredilen yetki kişinin makamına uygun olmalıdır. Üst düzey yönetici, yetkileri alt kademelere aktarırken makam atlamamalıdır. Bir alt makama onun üstü olan makamdan daha fazla yetki devredilmemelidir. Çalışanların Eğitimi İnsan yaptığı şey ne olursa olsun, öğrenmeyi sürdürürse kendisini geliştirebilir. İşletmeler için de benzeri bir durum geçerlidir. Bir işte uzmanlaştığına inanılarak konuyla ilgili her şeyin öğrenildiği sanılıp mücadele bırakıldığı takdirde, rakipler sizin önünüze geçeceklerdir.. Başarı için, doğru zamanda, doğru yerde, doğru bilgi ve beceriye sahip insanların bulunması gerekir. Bu ise eğitimle kazandırılabilir. Eğitim, başkalarının deneyimlerinden bir şeyler öğrenmenin yolu olarak tanımlanabilir. Doktorların sıkı bir eğitimden geçmeden insanları tedavi etmeye kalkıştıklarında olabilecekleri düşünün. Her şeyden önce işe adam alırken öğrenmeye doymayan; sınıfta, büroda yada evde olsun öğrenmenin yaşam boyu sona ermeyen bir süreç olduğunu düşünen insanlar alınıp istihdam edilmelidir. Eğitimli yöneticiler ve elamanlar, eğitim görmemiş rakiplerini kolayca geçmektedirler. kaynak : MEGEP | İş Hayatında İletişim | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Çalışanların eğitimi şu şekillerde gerçekleştirilebilir: Personel giderleri karşılanarak çalışanlar okula, kursa gönderilmelidir. İşletmede bir kütüphane kurularak kütüphane kitaplarla, kasetlerle doldurulmalıdır. Bilgisayar kurslarına personel gönderilmeli, onların yaptıkları işi daha ucuz ve daha kaliteli yapmalarında bu teknolojik imkanlardan yararlanılmalıdır. İnsanlara görev vererek ve projeler hazırlatarak insanlar daha fazla sorumluluk testinden geçirilmelidir. Yararlanabilecek herkese eğitim verilmesi sağlanmalıdır Eğitici video programları veya kendini yetiştirme kitapları insanların kendilerini geliştirmeleri konusunda faydalı olmaktadır. Japonya’da çalışan nüfusun çoğu sürekli okumaları nedeniyle kendi sanayileri ve rakipleri konusunda bilgiye sahiptirler İnsanları, kendilerine daha fazla iş vererek müşteri ve bayileri ziyaret ederek ya da işyerinde görev değişiklikleri yaparak daha büyük görevlere hazırlayabiliriz Teşvik Tedbirleri Çalışanların işe teşvik edilmeleri için ödüllendirilmeleri ve gerektiği zaman disiplin kurallarının işletilmesi, onları verimli çalışmaya itecektir. Başarılı olanların ödüllendirilmesi ile birlikte tüm çalışanların ödüllendirilmesi de kendilerinin önemli olduğu hissini vermek adına gereklidir. Başarılı olanlara verilecek ödülleri şu şekilde sıralayabiliriz: Teşekkür, takdir ve başarı belgesi vermek -Para ikramiyesi vermek, ücretine zam yapmak, kardan pay vermek Masrafları iş yeri tarafından karşılanmak üzere tatile göndermek Terfi ettirmek, başarılı yöneticileri ortak etmek( Örneğin,ülkemizin büyük iş adamlarından Vehbi Koç, başarılı bulduğu yöneticileri şirkete ortak etmiştir.) Başarısı hakkında konuşmasını sağlamak, fikirlerine ve görüşlerine değer vermek İş yerinde çıkan yayınlarda ilan etme (gazete, dergi vb) Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus gerçek anlamda başarılı olanların ödüllendirilmesidir. Hak etmeyen bir personeli ödüllendirmek teşvik tedbiri olamayacağı gibi iş yerindeki olumlu ilişkileri de zedeler. Çalışanların Birbirleri İle İlişkileri Bir iş yerinde çalışanların birbirleriyle olan olumlu ilişkileri iş yerinin başarısını etkileyen önemli unsurlardandır. Huzurlu bir ortamda çalışanlar işlerinde beklenen başarıyı gösterebilecekleri için kaynaklar daha etkin kullanılacaktır, kalite ve üretim miktarı artacaktır, dolayısıyla karda artacaktır. İşletme içinde ast ve üst’lerin ilişkileri aşağıdaki hususlarla ilgilidir. Dayanışma İnsanların, bir amacı gerçekleştirmek için karşılıklı olarak yardımlaşma, duygu, düşünce ve çıkar birliği içinde olmalarına Dayanışma denir. Yapılan araştırmalar, rekabet yerine iş birliğini tercih eden grupların daha başarılı olduklarını ve daha fazla haz aldıklarını ispatlamıştır. Rekabetçi, diğer bir ifadeyle yarışmacı çalışmaların verimi artırmadığı toplam üretimi azalttığı yapılan uygulamalar sonucunda anlaşılmıştır. Günümüzde çağdaş işletmelerin üzerinde çok sık durduğu bir terim, Takım ruhu’dur, bu konuyla ilgili birçok isim kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları: Takım çalışması, grup dinamiği, ekip ruhu, kurumdaşlıktır. Adı her ne olursa olsun, hepsinin bir tek amacı ve işlevi vardır: Tüm işletmenin bir bütün olarak çalışması, bütünlüğün oluşması için etkileşim paylaşım. Dayanışmanın en iyi örneğini doğada” V” şeklinde uçan kuşlar sergilemişlerdir. Dayanışma ruhunu ve sonuçlarını bu örneğin aşamalarında yaşayarak öğrenelim. Kuşlar ”V” şeklinde uçuş sayesinde; doğa bilimciler tarafından en doğru yere, en kısa sürede, en az fire vererek göç eden canlılar olarak saptanmıştır. Her kuş, kanatlarını çırparken kendisini izleyen diğer kuşu yukarı kaldıran bir güç oluşturur. Bütün bir sürü “V” biçiminde uçarken tek bir kuşun uçabileceğinden en az %71 oranında fazla bir uçuş mesafesi kat eder. Bir kuş “V” biçiminin dışında kaldığı zaman havanın sürtünme kuvvetini hisseder ve hemen önündeki kuşun kuvvetinden yaralanabilmek için diğer kuşların temposunu yakalar. Önde giden kuşlar yoruldukları zaman arkaya geçerler, diğer kuşlar öne doğru yol alırlar. Bu dönüşüm sayesinde en fazla kanat çarpan kuşlar dinlenme hakkını kazanırlar Arkadaki kuşlar, öndekileri, hızlarını koruma konusunda cesaretlendirmek ve yüreklendirmek için öterler. En önemlisi de bir kuş hasta olduğu veya yaralandığı için takım oluşumunun dışında kalırsa, başka bir kuş onunla birlikte gruptan ayrılarak havalanmasına yardın etmek ve onu korumak için aşağıya doğru takip eder.. Hastalanan ya da yaralanan kuş uçabilecek duruma gelinceye kadar onunla kalır, yalnızca o zaman başka bir takımla bütünleşmek ve kendi sürülerine yetişmek için havalanırlar. Davranış Tahmini Davranış, kişinin yaptığı ve herhangi bir yolla ölçülebilen her şeyini kapsar. Üzülmek, düşünmek, sevinmek birer davranıştır. Davranış sözcüğü, bireyin gözle görülebilen eylemlerinin yanı sıra, doğrudan gözlenemeyen içsel olaylarını da kapsar. Örneğin; hatırlamak, unutmak, hayal kurmak gibi zihinsel süreçler de davranış tanımının kapsamı içinde yer alır. Karşımızdaki bir insanının ne zaman nasıl davranacağını tahmin edebilmek için o insanı çok iyi tanımamız gerekir. Hepimiz anne babalarımızın, kardeşlerimizin ve iyi tanıdığımız arkadaşlarımızın davranışlarını az çok tahmin edebiliriz. Bu davranış tahmini, iş yerinde birbirlerini çok iyi tanıyan çalışanlar arasında da ast’larla üst’ler arasında da olabilmektedir. İş yerine gelen müşterilerin ve iş yapılacak olan kimselerin davranışlarını tahmin edebilmek, insan psikolojileri konusunda bilgi sahibi olabilmeyi ve “insan sarrafı” dediğimiz kişilikte olmayı gerektirir. Ancak bu tahminler her zaman kesinlikle doğru olacaktır düşüncesi insanları ön yargılı yapar. Ön yargılar da insan ilişkilerinde iletişimi engelleyen unsurlardandır. Bu konuda yanılma payını da unutmamak gerekir. İş yerinde çalışanlar, izin konusunda, ücret konusunda, disiplin kuralları konusunda, amirlerinin nasıl davranacaklarını çok iyi tahmin ederler. Amirler de beraber çalıştıkları personelin emirler, komutalar konusunda, iş yerinden beklenen disiplin konusunda onların ne kadar duyarlı, titiz ve dikkatli davranacakları konusunda çok rahatlıkla tahminlerde bulunabilirler. Bu davranış tahminlerinin kaynağı, geçmişte yaşanan olayların değerlendirilip bilgilerin toplanmasıdır; bu tecrübelerin olumlu yönde kullanılması iş yerinde barışı artıracaktır. Yerine getirilmeyeceği tahmin edilen taleplerin açıklanmasına da gerek kalmayacaktır. Davranışları anlayabilmek ve önceden kestirebilmek durumunda olanların, içinde bulundukları yerin değer yargılarını, kültürünü, doğrularını yanlışlarını, inançlarını, duygu ve düşüncelerini eğitim düzeyini araştırmaları gerekir. Eğitim insan davranışlarının değişmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Sayılan bu unsurların yanında, kişilerin yetenek, beceri, bilgi ve alışkanlıkları da davranışlarına etki eden faktörlerdendir. Bütün bunları bilen kişilerin daha isabetli davranış tahmininde bulunması mümkündür. İşe ve Çevreye Uyma Çalışma yaşamına ilk kez başlayanlar için kuruluşun ortaya koyduğu kurallara uygun davranışlar gösterme, diğer çalışanlarla iyi ilişkiler kurabilme; işletmede görev yeri değişikliği yapan personel için bilgi ve beceri eksikliğini giderme, işletmeye bağlılık duygusunu geliştirme, işten ayrılmayı azaltma, yanlış anlamaları önleme amacıyla yapılan faaliyetlerin tümü işe ve çevreye uyum olarak ifade edilir. İşe yeni alınan personeli işe ve çevreye alıştırırken kendilerini rahat hissetmelerini sağlamak gerekir, onları sıkıştırmak gergin olmalarına sebep olur. İnsanlar gergin olduklarında öğrenemezler. Anlamadıkları şeyleri kendilerini suçlu ya da budala gibi hissetmeden sormaları için teşvik etmek gerekir. İşletme içinde yeri değiştirilen personelin de yeni işini öğrenmesi amacıyla bu personele eğitim vermeyi unutmamak gerekir. Bunların işletmeyi tanımaları gerekmeyecektir; ama yeni bölümü ve işi tanımaları gerekir. Aynı işi yapan başka bir işetmeden gelen birinin de işini sizin işletmenizin yöntemleriyle yapması için eğitilmesi gerekir. Çünkü daha önce öğrenileni unutmak o kadar kolay değildir. Ortak Amaçlı Kuruluşlar Ortak amaçlı kuruluşlar, üyelerinin ortak amaçlarını gerçekleştirmek için faaliyette bulunan kuruluşlardır. Bunlar; yapı kooperatifleri, sendikalar, dernekler ve yardımlaşma sandıkları gibi kuruluşlardır. Ortak amaçlı kuruluşlar, çalışanların iş yeri tarafından karşılanamayan bazı ihtiyaçları için kendi gayret ve harcamalarıyla oluşturdukları kuruluşlardır. Çalışanlar, çalışma saatleri dışında bu kuruluşlarda bir araya gelirler. Ortak amaçlı kuruluşlar, üyelerinin ihtiyaçları dışında, çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi ve ailevi ilişkilerinin kurulmasını da sağlar. Dış İlişkiler Bir işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için diğer kişi ve kuruluşlara ihtiyaç vardır. İşletmelerin kuruluş amaçları insanların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu ilişkilerin en önemli kısmını müşterilerle olan ilişkiler oluşturur. Diğeri ise ortaklarla olan ilişkilerdir. Bir çok büyük işletmenin ortakları birbirlerini tanımadıkları gibi, çalışanlarda ortakları tanımayabilir. Böyle işletmelerin ortaklarıyla ilişkileri dış ilişkiler olarak değerlendirilirken ortak sayısı az olan küçük işletmelerin ortaklarıyla ilişkileri, çalışanları daha rahat tanıma imkanı verdiğinden iç ilişkiler olarak kabul edilir. Müşterilerle İlişkiler İşletmelerin ürettikleri mal veya hizmeti satın alan kişilere Müşteri denir. Biz insanlar, tüketiciler olarak satın aldığımız bütün mal ve hizmetlerden dolayı müşteri olarak isimlendiririz. İş hayatı, pazar için, bölgeler için, hepsinden çok daha önemlisi müşteri için her zaman rekabete sahne olmaktadır. Artık müşterilerin beklentileri her zamankinden yüksek ve kendilerine sunulan seçenek genişliği her zamankinden fazladır. Yapılan araştırmalar müşterilerin umdukları ile buldukları arasında büyük bir uçurum olduğunu göstermiştir. Müşteri hizmeti bu uçurumu kapatmayı amaçlar. Müşteri sadece bir kere aldatılır. Eğer söz verir de yerine getirmezseniz müşteri size bir daha uğramayacaktır. Birçok iş kolunda müşterilerle en çok teması olanların, en az eğitimli, en düşük ücretli, motivasyonu eksik ve deneyimsiz kimselerden oluşması şaşırtıcı bir durumdur. Çay götürmek, sandviç götürmek, müşterilerle ilgilenmek sanki kirli bir iş de, insanlar bir an önce bundan kurtulmak istiyorlar gibi. Müşteriye hizmet bu lekenin kaldırılması için, bulunmuş modern bir deyimdir. “Bilgi teknolojisinde çalışıyorum, şirket bankacılığındayım.” demek insanların hoşuna gidiyor. Bu insanlara göre, hizmet, kölelikten bir basamak yukarıda, bayağı bir şey olarak görülüyor. Fakat bir an durun ve en gözde kuru temizlemeciden, en gözde lokantanıza, en gözde manavınıza kadar ilişkilerinizi zevkle sürdürdüğünüz iş yerlerini düşünün. Sizi bu iş yerlerine sadık kılan nedir? Bir işletmeye devamlı müşteri olan birine, neden her zaman buradan alış veriş yaptığını sorsanız size: “Burası uygun, hep buradan alıyorum, başka bir yerden mi almalıyım?” diyecektir. Bununla birlikte devamlı müşteri: “Bu insanlar harikulade, satın almadığım zaman bile benimle ilgileniyorlar. Kesinlikle tavsiye ederim. Harika iş yapıyorlar.” diyecektir ve sizin de o işletmeye müşteri olmanız için teklifte bulunacaktır. Ortaklarla İlişkiler Bir işletmenin birden çok sahibi varsa, ortaklar ifadesi kullanılır. Tek kişilik işletmelerde ortaklardan söz edilmez. Ortaklar şirketlerin sahipleridir. Şirket, birden çok sahibi olan işleteme demektir. Küçük işletmelerde, ortaklarla ilişkiler iç ilişkiler olarak ifade edilirken halka açık bir anonim şirkette ortak sayısı çok olduğundan ortaklarla ilişkiler dış ilişkiler olarak ifade edilir. Birbirlerini ve işletmede çalışanları her zaman tanıma fırsatı bulamayan insanların, aynı amaç doğrultusundaki faaliyetlerini yönlendirmeleri aralarında kurdukları olumlu insan ilişkileri ve istekli çalışmalarıyla mümkün olacaktır. Rekabet Rekabet, aynı amaca ulaşmak isteyenlerin aralarında yaptıkları mücadelelerden oluşmaktadır. Rekabette, kimlere ve neye karşı rekabete girildiğinin bilinmesi zorunludur. Rekabet edebilmek için kendimizin ve rakiplerimizin, pazardaki rekabetin güçlü ve zayıf noktalarını bilmek gerekir. Bir rakibin tanınması, bir müşterinin tanınması kadar önemlidir. Eski çağların basit mantığı yerini, iletişim çağının aşırı karmaşıklığına bırakmıştır. Artık rakiplerin en ince ayrıntılarına kadar incelenmesi gerekmektedir. İşletmeler faaliyette bulundukları sektörlerde başarılı olabilmek için rakiplerinin gücünü ve zayıflıklarını bilmek zorundadırlar. Rakipler kimlerdir? Faaliyet alanları nelerdir? Kuvvetli ve zayıf tarafları nelerdir? Mal ve hizmet ve fiyat kalitesi nasıldır? Bu soruların cevaplarının verilmesi işletmenin başarısında etkili ve yardımcı olacaktır. kaynak : MEGEP | İş Hayatında İletişim | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |