MeslekForum Mesleki Gelişim Forumu

Go Back   MeslekForum Mesleki Gelişim Forumu > Eğitim - Öğretim / Kişisel Gelişim / Kariyer > Mesleki Gelişim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-10-2009, 13:18   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart Kelime

KELİME VE SÖZ NOKTALARI
Kelime
Kelimenin Elemanları

Kelimenin elemanlarına baktığımızda bunların , harfler ve heceler olduğunu
görmekteyiz. Harfle, heceleri oluşturduğundan dolayı önce harfleri tanımamız doğru
olacaktır.
Ses yolundan çıkarken gırtlak, damak, dişler ve dudaklar gibi herhangi bir engelle
karşılaşmadan direkt çıkan seslere ünlü (sesli) harf denir. Bir ünlüyle iyice uyuşmuş bir
boğumlanma gürültüsüyle meydana gelen harflere de ünsüz (sessiz) harf denir.
Ağzımızdan bir kerede çıkan ses topluluğuna ise “hece” denir. Heceler birleşerek
kelimeleri meydana getirmektedirler.

Bütün ünlüler selenin kendisidir; ama aralarındaki ayrımı yapan nitelik tınıdır. Selenin
bu niteliği çeşitli müzik aletlerinden çıkan notaları da ayırt etmeye yaramaktadır.
Türkçedeki Kalın Ünlülerin ve Yabancı Kelimelerdeki İncelerin
Çıkarılması

Dilimizde esas olarak sekiz ünlü bulunmaktadır. Yalnız yabancı dillerden geçen
kelimeler nedeniyle ünlü çeşitleri on ikiye kadar yükselmektedir.
* A (kalın), â (ince), e (açık), é (kapalı), ı, i, o (kalın), ô (ince), ö,u (kalın), û
* (ince), ü Bu ünlü çeşitleri birbirinden tını farkıyla ayrılmaktadırlar.
* Dilimizde yirmi bir ünsüz vardır. Bunlar b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş,
t, v, y, z’dir.
Söyleniş
Söyleniş (fonetik) diksiyon için çok önemlidir. Ses aletinin hareketleriyle birçok
hecenin farkları belirtilir ve böylelikle dinleyenlere işittirilmeye çalışılır. Söylenişte ünlüler
konuşma organının hareketiyle çıkartılır.
Diksiyonda esas alınan söyleniş şekli İstanbul söylenişidir.Söyleniş bölümünde sesli
ve sessiz harfleri ayrı ayrı inceleyeceğiz. Türkçede 8 adet sesli ve 21 adet sessiz harf vardır.
Sesli harfleri “ünlü”, sessiz harfleri de “ünsüz” kelimesiyle tanımlayacağız. Türkçemizdeki
ünlüler “a, e, ,ı, i, o, ö, u, ü”den oluşur. Ünsüzler ise “b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s,
ş, t, v, y, z” den oluşur. Söyleniş bölümünde ünlü ve ünsüz harflerin fonetiğini öğreneceğiz.
Aşağıda konular hem anlatılmış hem de gerekli alıştırmalar birlikte verilmiştir.
Alıştırma-Fonetik
Ünlüler

A
Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (a) vardır. Bunlardan biri (kalın a)
diğeri de (ince a) dır. Her iki (a) bazen uzun, bazen kısa okunabilir. Bu iki (a) yı söylerken
birbirinden ayırt etmek için (ince a) nın üzerine şu ( ^ ) işareti koyarak gösterelim.
Kalın A
Şu şekilde söylenir: Dil doğal duruşunu değiştirerek ortaya doğru biraz yükselir,
dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşek ve çeneler açık. aaa aaaa aaaa
Elâlem ala dana aldı ala danalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık.
Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini. Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.

İnce A
(Kalın a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür. Dilimize geçen yabancı
kelimelerden gelmiştir. Bu kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek:
lâla, lâstik, hâl. hâlbuki, lâf, lâkırdı, lâle, lâl, kâse, lâle, lânet, lâzım, kâzım, kâtip gibi.
Lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.
Uzun A
Bunu da (â) şeklinde gösterelim :
Örnek: Nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, seyahât, sâdık, sâbit, kâtil, nâzik târih, mâvi,
hâttâ, hârf, dikkât, şefkât, kabahât, sıhhât, nâmus, nâne, nâsihat,
E
Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (e) vardır. Bunlardan biri (açık e)
diğeri de (kapalı e) dir. Bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayırt etmek için (kapalı e) nin
üzerine şu (') işareti koyarak (açık e) den ayıralım. eee eeee eeee
Açık E
(Açık e) şu şekilde söylenir: Çeneler (a) ünlüsünde olduğu gibi, dil ileri doğru
yükselir. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: Eş, sen, sene- Edebi edepsizden öğren: Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de
üste ver: Evlinin bir evi, evsizin bin evi var. - Bir elin nesi var, iki elin sesi var. - Sen dede
ben dede bu atı kim tımar ede.
Kapalı E
(Kapalı e) şu şekilde söylenir: Dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp çeneler
hafifçe sıkılır.
Gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.
I
Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın arka kısmındadır. Dudakların köşesi
kulaklara doğru açılır. Dil damağın arkasına doğru toplanarak dar bir geçitten havayı bırakır.
Dilimizde (ı) ünlüsü kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Isı, ıslık, ılıcalı ıııı ııı ııııı
Ihlamuru ısıt, Tıkır tıkır, Mırıl mırıl, şıkır şıkır. Yığın yığın, kıpır kıpır, gıcır gıcır,
ıslak ıslak, pırıl pırıl, fırıl fırıl, zırıl zırıl.
İ
Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın ön kısmındadır. Dudakların köşesi
kulaklara doğru açılır, dil damağın iki yanına dayanarak dar bir geçitten havayı bırakır.
Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: İz, dil, izci iii iiiii iiiii
İki dinle bir söyle, iki el bir baş içindir.
Dilimizde süresi uzun olan (i) lere rastlanır:
İcat, biçare, bitap, bitaraf, veli, fenni, fiziki, cani, hayati, nihai, fuzuli, deruni
O
Konuşma dilimizde kalın ve ince olmak üzere iki ayrı O vardır.
Kalın O
Çeneler açık, dudaklar birbirine yakındır ve ağız içi yuvarlaktır. Kelime başlarında sık
rastlanır.
Örnek: Ot, ova, ocak, olmak, ordu, oda, orman, ortak, bando, banyo, biblo, bono,
fiyasko, tango, solo, fono, foto, radyo, stüdyo, şato, tempo, vazo. Olmaz olmaz deme, olmaz
olmaz. oooo oooo ooo
İnce O
Biraz daha ileriden daha az yuvarlak yapılarak söylenir.
Lobutları loş locasında notalayan normâl lort losyoncusunun lokantasında nohutları
lokumlarla karıştırdı.
Ö
Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri
birbirine yaklaşıp ağız küçük bir yuvarlak gibi olur, (ö) ünlüsü çoğunlukla kelime başında
bulunur. ööö ööö öööö
Örnek: öbek, öc, ödenek, ödünç, ödeşmek, ödev, öfke, öğrenmek, öğrenim, öğretim,
öğünmek, öğüt, ökçe, öksürük, örs
Ölenle ölünmez. Ölüm kalım bizim için. Önce düşün, sonra söyle. Öfkeyle kalkan
zararla oturur.
U
Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (u) vardır. Bunlardan biri (kalın u)
diğeri de (ince u) dur.
Kalın U
Çeneler açık, dudaklar birbirine iyice yaklaşık ve ağız tam bir küçük yuvarlak olur.
Örnek: Uç, ucuz, uçak, uçurum, uykucu, ulu uuu uuu uuu
Unkapanı uğradığı uğursuzluktan upuzun uzandı.
İnce U
(Kalın u) ya oranla daha ileriden söylenir. Ünlüsü çoğunlukla yazıda (ü) ünlüsü ile
gösterilir.
Örnek: Rûya, rûzgâr, hûlya, gûya, lûzûm, lûtfen, lûgat, nûr, nûmara, Nûri,
Gûya Hûlya rûyasında Lûtfi'ye nûmaralı nûtuk söyleyerek lûtfetmiş.
Ü
Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri
birbirine iyice yaklaşır ve büzülür. (Ü) ünlüsüne dilimizde kelime başında, ortasında ve
sonunda sık rastlanır.
Örnek: Üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek, ülker, ülkü, ün, ünlem, ünlü, üreme, ürkek,
ürpermek, üzüm, üstün, üşenmek, ütü üüü üüü
Üzüm üzüme baka baka kararır. Ülker üzüntüden üzüm üzüm üzüldü. Ürümesini
bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.
Ünsüzler
B
Dudakların birleşip açılmasıyla meydana gelir. Kelimenin başında veya ortasında
bulunur. Kelime başında örnek: Baş, boş, bıçak, biber. Kelime sonunda (p)ye dönüşür.
Örnek: Kitap, kap, hesap, çorap. Ancak kelime sonunda ünlü bulunursa eski
konumuna döner. Örnek: kitabı, dolabı, kabı, hesabı

Gerçekte (p) ile biten kelimeler ise değişmezler. Örnek: sap-sapı, çöp-çöpü, top-topu,
tüp-tüpü, küp-küpü, kulp-kulpu, hap-hapı,
Bi Be Ba Bo Bu Bö Bü Bı Bip Bep Bap Bop Bup Böp Büp Bıp
Bil Bel Bal Bol Bul Böl Bül Bıl Bir Ber Bar Bor Bur Bör Bür Bır
Bit Bet Bat Bot But Böt Büt Bıt Bis Bes Bas Bos Bus Bös Büs Bıs

Babasının benekli bıldırcını bitişik bostanda böceklerden bunalarak büzüldü.
C
Dişler birbirine yaklaşık; dil ucu dizlerin ön kenarına yayılmış, alt çene aşağı düşerek
çıkar.
Örnek: Cam. caba, cacık, Coşkun, cömert, cüce, cümle. Kelime sonunda (ç) olur.
Ci Ce Ca Co Cu Cö Cü Cı Cip Cep Cap Cop Cup Cöp Cüp Cıp
Cik Cek Cak Cok Cuk Cök Cük Cık Cit Cet Cat Cot Cut Cöt Cüt Cıt
Cambaz Cevat cılız cimri coşkunla cömertliğe cumbada cüret ettiler.
Ç
C harfinden biraz daha sert olarak çıkar. Çıkış biçimi aynıdır.
Çi Çe Ça Ço Çu Çö Çü Çı İç Eç Aç Oç Uç Öç Üç Iç
Çip çep Çap Çop Çup Çöp Çüp Çıp Tiç Teç Taç Toç Tuç Töç Tüç Tıç
Piç Peç Paç Poç Puç Pöç Puç Püç Pıç Şiç Şeç Şaç Şoç Şuç Şöç Şuç Şüç Şıç
Çardaklı çeşmedeki çırak; çiçekleri, çorbanın çöreğini ve çuvalları çürüttü.
D
Dilin damağın ön kısmına ,üst diş köklerine dokunmasıyla çıkarılır.
Örnek: dam, dal, dar, dış, diş, dadı, dede, deney,demir.
Kelime sonunda (t) olur. Yalnız anlamlan ayrı olup söylenişleri benzeyen bir kaç
kelimeyi birbirinden ayırmak için (d) olarak yazılır. Örnek: ad (isim), at (hayvan), od (ateş),
ot (bitki), had (derece), hat (çizgi)


kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-10-2009, 13:25   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart

Di De Da Do Du Dö Dü Dı Dip Dep Dap Dop Dup Döp Düp Dıp
Dik Dek Dak Dok Duk Dök Dük Dık Dit Det Dat Dot Dut Döt Düt Dıt
Dir Der Dar Dor Dur Dör Dür Dır Diz Dez Daz Doz Duz Döz Düz Dız

Davulcu dede dışarlıklı dikişçiyi dolandırırken dönemecin duvarından düştü.
F
Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunup açılmasıyla çıkarılır. Dilimizde
çoğunlukla kelime başında, pek seyrek olarak da ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: fal, fil, fakat, falaka, falanca, faraş, felek, ferman, fasafiso, federasyon,
felâket, felç, fevkalâde, frak, fitre, film·, fayans, fötr, fonojenik, futbol, füze.
Fil Fel Fal Fol Ful Föl Fül Fıl Fit Fet Fat Fot Fut Föt Füt Fıt
Fip Fep Fap Fop Fup Föp Füp Fıp Fif Fef Faf Fof Fuf Föf Füf Fıf

G
Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana
gelir.
Örnek: Gaga, gagalamak, gam, galiba, gar, garaj, gargara, gazete, gelincik, göçmen,
gölge, gönye, görev, güzellik.
(G) ünsüzünün iki çıkış noktası vardır. İnce ünlülerle damağın ön kısmından çıkar.
Örnek: Gâh, gel, gör, git, gûya, güç. Kalın ünlülerle damağın gerisinden çıkar. Örnek:
gar, gıcık, gocuk, guguk gibi.
Gi Ge Ga Go Gu Gö Gü Gı Gik Gek Gak Gok Guk Gök Gük Gık
Gip Gep Gap Gop Gup Göp Güp Gıp Gif Gef Gaf Gof Guf Göf Güf Gıf
Gil Gel Gal Gol Gul Göl Gül Gıl Gir Ger Gar Gor Gur Gör Gür Gır

Galip Geyve’de gır gır giden gocuklu göçmen gururluya güldü.
Ğ
Dilimizde varlığını ancak kendinden evvel gelen ünlünün süresini uzatmakla
hissettirir. Kelime başında bulunmaz, iki ünlü arasında ise ikili ünlü meydana getirir.

Örnek: Boğaz-boaz, doğal -doal, yoğurt - yourt
Konuşma dilimizde bazan y ve v seslerine döner.
Örnek: eğer-eyer, diğer-diyer, soğuk-sovuk
Ği Ğe Ğa Ğo Ğu Ğö Ğü Ğı Ğir Ğer Ğar Ğor Ğur Ğör Ğür Ğır
Ğip Ğep Ğap Ğop Ğup Ğöp Ğüp Ğıp Ğil Ğel Ğal Ğol Ğul Ğöl Ğül Ğıl
H
Bir soluk harfi olup ağzın (kalın a) ünlüsünü çıkardığı durumla meydana gelir. Örnek:
Habbe, haberci, haber, hacamat, hacı, hacıyatmaz, hadde, hademe, hafız, hafif, hafta, hakiki,
hakir, hâlbuki, hallac, hassâs, hece, hımhım, hipnotizma, hokkabaz, hulâsa, hulyalı, hüner,
hücum, hücre, hüviyet,
Hi He Ha Ho Hu Hö Hü Hı Hih Heh Hah Hoh Huh Höh Hüh Hıh
Hip Hep Hap Hop Hup Höp Hüp Hıp Hit Het Hat Hot Hut Höt Hüt Hıt
Hil Hel Hal Hol Hul Höl Hül Hıl Hir Her Har Hor Hur Hör Hür Hır

Habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe hurmaları hürmetle sundu.
J
Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır, havanın dil ortasından sızmasından
meydana gelir. Örnek: Jale, Japon, jandarma, jambon, jelâtin, jeoloji, jeolog, jest, jilet, jübile,
jüri.Halk arasında (j) ünsüzünün (c) olduğu görülür.
Örnek: Japon- Capon, jandarma - candarma, panjur - pancur, jurnalcı - curnalcı,
Ji Je Ja Jo Ju Jö Jü Ji Jij Jej Jaj Joj Juj Jöj Jüj Jıj
Jir Jer Jar Jor Jur Jör Jür Jır Jil Jel Jal Jol Jul Jöl Jül Jıl
Jip Jep Jap Jop Jup Jöp Jüp Jıp Jis Jes Jas Jos Jus Jös Jüs Jıs

Japon jeolog jiletini jurnalıyle jüriye verdi.
K
Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana
gelir. İnce ünlülerle damağın ön kısmından kalın ünsüzlerle ise arka kısmından çıkar.
Örnek1: kel, kir, kör, kâtip, kâhya Örnek2: kaba, kaya, kaçak, kadastro, kadın kadife,
kalp, kal
Ki Ke Ka Ko Ku Kö Kü Kı Kik Kek Kak Kok Kuk Kök Kük kık
Kil Kel Kal Kol Kul Köl Kül Kıl Kir Ker Kar Kor Kur Kör Kür Kır
Kip Kep Kap Kop Kup Köp Küp Kıp Kit Ket Kat Kot Kut Köt Küt Kıt

Kara ketenlik külahlı kuş kara kediyi yedi
L
Dil ucu damağın ön kısmına(lale), bir de daha gerisine(olay) dayanır, hava dilin
yanlarını titreterek sızar.
Örnek: lâbirent, lâboratuvar; lâcivert; lâçka, lâdes, lâf, lâkap, lâhana, leylâk, leziz,
limon, lise, litografya, liyakat, löca, lödos, lökanta, lokma, lökomotif, lösyon, löş,
Li Le La Lo Lu Lö Lü Lı Lil Lel Lal Lol Lul Löl Lül Lıl
Lir Ler Lar Lor Lur Lör Lür Lır Lip Lep Lap Lop Lup Löp Lüp Lıp
Lit Let Lat Lot Lut Löt Lüt Lıt Lin Len Lan Lon Lun Lön Lün Lın

(L) ünsüzü bazı kelime ortalarında ve sonlarında kaybolur. Örnek: nası şey- nasıl şey,
kak ordan - kalk ordan. Adi konuşmada (r) ünsüzünün (l) olduğuna sık rastlanır. Buna
(Leleşme) denir.Önek: birader-bilâder, Berber-belber, servi - selvi, serbest - selbes, bâri -
bâli, diye- diyelek, kerli ferli - kelli felli, zemberek -zembelek, merhem - melhem, terlik -
tellik, amerikan - amelikan
M
Dudakların birleşip açılması ve damağın hafif alçalmasıyla meydana gelir. Dilimizde
kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: Maalesef, macera, maç, madalya, maalmemnuniye, maarif, modern,
mücevher, madenî, manzume, müzakere, mütemmim
Mi Me Ma Mo Mu Mö Mü Mı Mip Mep Map Mop Mup Möp Müp Mıp
Mir Mer Mar Mor MurMör Mür Mır Mil Mel Mal Mol Mul Möl Mül Mıl
Min Men Man Mon Mun Mön Mün Mın Mim Mem Mam Mom Mum Möm Müm
Mım

Muhallebici melankolik Mısırlı Mirza modern mösyöyle Muradiyede müzik dinledi.
N
Dilin damağın ön kısmına, diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir:
Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: Nasır, nadan, nadide, nafaka, nafile, naftalin, nakil, nakit , nal nalbant, namaz,
namus, nankör, narin, narkoz, nâsihat, nâzım, nazik, nesir, nezaket, nilüfer, nisan
Ni Ne Na No Nu Nö Nü Nı Nip Nep Nap Nop Nup Nöp Nüp Nıp
Nil Nel Nal Nol Nul Nöl Nül Nıl Nir Ner Nar Nor Nur Nör Nür Nır
Nim Nem Nam Nom Num Nöm Nüm Nım Nin Nen Nan Non Nun Nön Nün Nın

Namlı nane nini nini naneleri numaraladı.
P
Dudakların birleşip açılmasıyla ve açılma sırasında dışarıya hava fırlamasıyla
meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: paça, paçavra, paket, pala, palamut, panorama, pansiyon, pantolon, papatya,
paragraf, paramparça, paraşüt, paratoner, parazit, patinaj, pedagoji, plak, plaka, plan, planör,
politika, porselen, porsiyon, program, projeksiyon, protesto, psikoloji.
Pi Pe Pa Po Pu Pö Pü Pı Pip Pep Pap Pop Pup Pöp Püp Pıp
Pil Pel Pal Pol Pul Pöl Pül Pıl Pir Per Par Por Pur Pör Pür Pır
Pit Pet Pat Pot Put Pöt Püt Pıt Pis Pas Pos Pus Pös Püs Pıs

Palavracı peltek pısırık pişkin poturlu porsuk pulcu püskürdü.
R
Dil ucunun yukarıdaki kesici dişlere yakın noktayla meydana getirdiği kapağın birçok
defa açılıp kapanmasıyla meydana gelir. Kelime başında bulunan (R) kolay söylenir. Fakat
kelime sonlarındaki (R) ünsüzlerine önem verilmezse anlaşılması güç olur.
Örnek: rabıta, radyatör, radyografi, rahat, roket, raket, ramazan, randevu raptiye, rol,
reçete, rehber, rehin, rejisör, rakip, reklâm, rekor, repertuvar, reverans, rezonans, riyakâr,
romatizma, rota, rozet, röportaj, rûya, rûzgâr.
Ri Re Ra Ro Ru Rö Rü Rı İr Er Ar Or Ur Ör Ür Ir
Rir Rer Rar Ror Rur Rör Rür Rır Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır
Fri Fre Fra Fro Fru Frö Frü Frı Gri Gre Gra Gro Gru Grö Grü Grı

Radyolu ressam Ramis Rasim’in romanıyla röportaj yaptı
S
Dudaklar açıktır, dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır ve hava dilin arasından tonsuz
olarak sızar. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: sap, saat, sabah, sabotaj, saman, servis sıska, seksek senaryo, stüdyo, spiker,
smokin, hassas, kasa gibi.
Si Se Sa So Su Sö Sü Sı Sil Sel Sal Sol Sul Söl Sül sıl
Sir Ser Sar Sor Sur Sör Sür Sır Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sıs
Siş Seş Saş Soş Suş Söş Suş Sış İsi Ese Asa Oso Usu Ösö Üsü Isı

Sandıklıda sepetleri sıralı simitçi sofrada sökülen sucukları süpürdü.
Ş
Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır; hava dilin ortasından çıkar.
Örnek: şantaj, şantiye, şafak, şahin, şakşakçı, şimendifer, şimşek, şarapnel, şarjör,
şifre, şövale, şüphe, şölen.
Şi Şe Şa Şo Şu Şö Şü Şı Şil Şel Şal Şol Şul Şöl Şül Şıl
Şir Şer Şar Şor Şur Şör Şür Şır Şis Şes Şas Şos Şus Şös Şüs Şıs
Şiş Şeş Şaş Şoş Şuş Şöş Şüş Şış Şiz Şez Şaz Şoz Şuz Şöz Şüz Şız

Şamlı şemsek şimşir şafak şakşaklandı
T
Dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir. Dilimizde
kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Örnek: tabak, taban, tabela, tablet, tablo, talih, tarih, tapu, tatil, teklif, tekzip, telefon,
teleskop, televizyon, telgraf, temenni, tempo, temsil, tentene, tepki, terlik, termos, testere,
transatlantik, transformatör, trapez, titiz, tiyatro, tren, tribün, turp, turnike, tünel,



kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-10-2009, 13:36   #3 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart

Ti Te Ta To Tu Tö Tü Tı Tik Tek Tak Tok Tuk Tök Tük Tık
Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır Tit Tet Tat Tot Tut Töt Tüt Tıt
Tis Tes Tas Tos Tus Tös Tüs Tıs Tiş Teş Taş Toş Tuş Töş Tüş Tış

Tatar tepsici tıknaz titiz Tosun tömbekici tulumbacıyla tütün tüttürdü.
V
Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunur. Dilimizde kelime başında, ortasında ve
sonunda bulunur.
Örnek: vade, vadi, vagon, vahşi, vakit, vantilâtör, vapur, varil, varis, vasiyet, velvele,
vergi, vestiyer, vesvese,
Vi Ve Va Vo Vu Vö Vü Vı Viv Vev Vav Vov Vuv Vöv Vüv Vıv
Vil Vel Val Vol Vul Völ Vül Vıl Vir Ver Var Vor Vur Vör Vür Vır
Vis Ves Vas Vos Vus Vös Vüs Vıs Viş Veş Vaş Voş Vuş Vöş Vüş Vış

Velveleli vasi vesvese vadide vagon verdi
Y
Dil ortasıyla ön damak arasından çıkar. Dilimizde kelime başında, ortasında ve
sonunda bulunur.
Örnek: yaba, yaban, yağmur, yalan, yamyam, yankı, yan, yarış, yaz, yaş, yangın,
yayan, toy, çay.
Yi Ye Ya Yo Yu Yö Yü Yı Yiy Yey Yay Yoy Yuy Yöy Yüy Yıy
Yil Yel Yal Yol Yul Yöl Yül Yıl Yir Yer Yar Yor Yur Yör Yür Yır
Yis Yes Yas Yos Yus Yös Yüs Yıs Yiz Yez Yaz Yoz Yuz Yöz Yüz Yız

Yalvaçlı yelpazeli yıldız yirmi yoksul yörükle yumurtalarını yükledi.
Z
Dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır, hava dilin arasından tonlu olarak çıkar.
Kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur.
Zi Ze Za Zo Zu Zö Zü Zı Zip Zep Zap Zop Zup Zöp Züp Zıp
Zil Zel Zal Zol Zul Zöl Zül Zıl Zir Zer Zar Zor Zur Zör Zür Zır
İzi Eze Aza Ozo Uzu Özö Üzü Izı Ziş Zeş zaş Zoş Zuş Zöş Züş Zış


Örnek; zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zemzem, zenci, zerdali.
Yazı Dili İle Konuşma Dili Arasındaki Farklar
Bir dil konuşma dili ve yazı dili olarak ikiye ayrılır: Konuşma dili, günlük hayatınızda
konuşurken kullandığınız dildir. Yazı dilini besleyen en önemli kaynak da sözlü kültür ve
konuşma dilidir.
Bir ülkenin hemen her bölgesinde birbirinden farklı telaffuzlara ve kelime
ayrılıklarınadayanan ağızlar bulunabilir. Bu durumda konuşma dili, o dili konuşan
toplumların her bölgesinin kendi ağız yapısına dayanan, günlük, tabi dilidir. Erzurum’da
konuşan kişi Erzurum ağzını, Trabzon’da konuşan kişi Trabzon ağzını kullanır.
Hiçbir dilde yazı konuşmayı tümüyle yansıtamaz. Bugün Türkçede konuşma ve
yazının pek çok dile göre birbirine çok yakın olmasının nedeni Latin kökenli Türk alfabesine
geçişin yeni olmasıdır. Yine de geçen süre içinde konuşma dili yazıdan biraz uzaklaşmıştır.
Oluşan farklılıkların bir bölümü zamanla yazıyı etkilese bile çoğu konuşma düzeyinde
kalmıştır. Bunları bilmek ve yazıya yansıtmamak gerekir.
Yazı dili ise kültür dilidir. Yazılı eserlerde kullanılır. Yazı dili, o dili konuşan
insanların, lehçe ya da ağızlarından birisinin temel alınması sonucu standart bir hale
getirilmesiyle oluşur. Yazı dili olma niteliğini taşıyan ağzın, bir ülkenin kültür merkezi
olarak gelişen bölgesinin ağzı olması ve konuşma dillerinin de en gelişmiş olanı arasında
seçilmiş bulunması zorunluluğu bulunmaktadır. Daha öncede belirttiğimiz gibi Türkçenin
yazı dili, İstanbul ağzına dayanmaktadır.
Bir ülkenin çeşitli konuşma dilleri ve ağızları bulunmasına karşılık, bir tek yazı dili
bulunmaktadır. O ülkede yaşayan insanlar, okuyup yazarken bu ortak dili kullanmaktadır.
Konuşma diline göre ayırt edici en önemli özelliği, muhafazakar olmasıdır. Normal şartlarda,
dışarıdan zorlama olmaksızın dile ait özelliklerini kolay kolay kaybetmemesidir. Aynı ülke
içinde konuşulan lehçe ve ağızların alabildiğine farklılaşmasını önlemesidir.
Diksiyon açısından konuşma dili yazı diline göre incelenmektedir. Tarihi geçmişe
baktığımızda konuşma dilinin yazı dilinden önce olduğunu görmekteyiz. İnsanlar
düşüncelerini, duygularını yazıya dökmeden önce sözle anlatmaya çalışmışlardır.
Yazı dilindeki basit alfabe sistemi bütün sesleri göstermeye yetmez; bu yüzden
fonetik, fonetik konuşmadaki sesleri bütün incelikleriyle kayıt eder. Konuşma dilinde düzen
ve kurallara bağlar. Fonetik diksiyonun esaslı bir yardımcısıdır. Fonetik kurallarına bir
sonraki söyleniş konusunda yer verilmiştir.

Örnek; zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zemzem, zenci, zerdali.
Yazı Dili İle Konuşma Dili Arasındaki Farklar
Bir dil konuşma dili ve yazı dili olarak ikiye ayrılır: Konuşma dili, günlük hayatınızda
konuşurken kullandığınız dildir. Yazı dilini besleyen en önemli kaynak da sözlü kültür ve
konuşma dilidir.
Bir ülkenin hemen her bölgesinde birbirinden farklı telaffuzlara ve kelime
ayrılıklarınadayanan ağızlar bulunabilir. Bu durumda konuşma dili, o dili konuşan
toplumların her bölgesinin kendi ağız yapısına dayanan, günlük, tabi dilidir. Erzurum’da
konuşan kişi Erzurum ağzını, Trabzon’da konuşan kişi Trabzon ağzını kullanır.
Hiçbir dilde yazı konuşmayı tümüyle yansıtamaz. Bugün Türkçede konuşma ve
yazının pek çok dile göre birbirine çok yakın olmasının nedeni Latin kökenli Türk alfabesine
geçişin yeni olmasıdır. Yine de geçen süre içinde konuşma dili yazıdan biraz uzaklaşmıştır.
Oluşan farklılıkların bir bölümü zamanla yazıyı etkilese bile çoğu konuşma düzeyinde
kalmıştır. Bunları bilmek ve yazıya yansıtmamak gerekir.
Yazı dili ise kültür dilidir. Yazılı eserlerde kullanılır. Yazı dili, o dili konuşan
insanların, lehçe ya da ağızlarından birisinin temel alınması sonucu standart bir hale
getirilmesiyle oluşur. Yazı dili olma niteliğini taşıyan ağzın, bir ülkenin kültür merkezi
olarak gelişen bölgesinin ağzı olması ve konuşma dillerinin de en gelişmiş olanı arasında
seçilmiş bulunması zorunluluğu bulunmaktadır. Daha öncede belirttiğimiz gibi Türkçenin
yazı dili, İstanbul ağzına dayanmaktadır.
Bir ülkenin çeşitli konuşma dilleri ve ağızları bulunmasına karşılık, bir tek yazı dili
bulunmaktadır. O ülkede yaşayan insanlar, okuyup yazarken bu ortak dili kullanmaktadır.
Konuşma diline göre ayırt edici en önemli özelliği, muhafazakar olmasıdır. Normal şartlarda,
dışarıdan zorlama olmaksızın dile ait özelliklerini kolay kolay kaybetmemesidir. Aynı ülke
içinde konuşulan lehçe ve ağızların alabildiğine farklılaşmasını önlemesidir.
Diksiyon açısından konuşma dili yazı diline göre incelenmektedir. Tarihi geçmişe
baktığımızda konuşma dilinin yazı dilinden önce olduğunu görmekteyiz. İnsanlar
düşüncelerini, duygularını yazıya dökmeden önce sözle anlatmaya çalışmışlardır.
Yazı dilindeki basit alfabe sistemi bütün sesleri göstermeye yetmez; bu yüzden
fonetik, fonetik konuşmadaki sesleri bütün incelikleriyle kayıt eder. Konuşma dilinde düzen
ve kurallara bağlar. Fonetik diksiyonun esaslı bir yardımcısıdır. Fonetik kurallarına bir
sonraki söyleniş konusunda yer verilmiştir.

Boğumlanma
Boğumlanma, ses organları tarafından seslerin doğru yerden ve doğru zamanlamayla
çıkmasıdır.
İletişim kurduğumuz zamanlarda, hızlı konuşan, yuvarlayan ya da tane tane
konuşmayan insanlarla zaman zaman hepimiz karşılaşmışızdır. Bu kişilerde boğumlanma
sorunu yaşanıyor demektir. Yani boğumlamanız bozuksa anlaşılamama durumu ortaya
çıkabilir. Anlaşılamazsanız konuşmanızın da bir anlamı kalmaz.
Boğumlanmayı gerçekleştiren organlarımız iki gruba ayrılır;
1) Hareket eden boğumlanma organları: Bunlar çene, dudaklar, dil ve yumuşak
damaktır. Dilinizin damağınızın gerisine doğru götürdüğünüzde orda yumuşak
bir bölge hissedeceksiniz. Bu bölgeye yumuşak damak adı verilir.
2) Hareket etmeyen boğumlanma organları: Bunlar dişler, diş etleri ve damaktır.
Boğumlanmayı bu organlarımızın çeşitli hareketleriyle elde etmek mümkündür. Bu
organlarımız kaslarla ilgili oldukları için bu kasların eğitilmeleri boğumlanmamızın düzgün
bir şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlamaktadır.
Alıştırma-Boğumlanma
Boğumlanmada alışkanlık edinebilmek için, söylenişi güç cümleleri söyleyerek
üzerinde alıştırma yapmak olumlu sonuç vermektedir. Bu cümleleri ilk etapta ağır ağır, daha
sonra gittikçe hızlanarak tekrarlamak gerekmektedir. Bu alıştırmalar sayesinde tembel ve
gevşek boğumlanmanın önüne geçilebilir.
Açık, anlaşılır bir konuşma ancak iyi bir boğumlanma ile elde edilebilir.
Aşağıdaki alıştırmalarda bazı kelimeler, cümleler sizlere anlamsız gelebilir. Önemli
olan noktanın anlamlarının ne olduğunun bilinmesi değil, boğumlanmanızı geliştirmesi
olduğunu unutmayınız.
Ünlüler
(A) Abana'dan Adana'ya abarta abarta apar topar ahlatla ağdalı avuntucu ahmak
Ahmet'in avandanlıklarını aparanlardan Acar Abdullah ile akıllı Abdi akşam akşam bize
geldi.
Al, bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür. Takatukacı takatukaları
takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al getir.
(I) Iğdır'ın ığıl ığıl akan ılıman ırmağının kıyıları ıklım tıklım ılgın kaplıdır

(O) Okmeydanı'ndan Oğuzeli'ne otostop yap; Oltu'da volta at, olta al; Orhangazi'de
Orhanelili Orhan'a otostopluk öğret; sonra da Osmancıklı Osman'a otoydu, totoydu, fotoydu,
dök!
(U) Uluborlulu utangaç Ulviye ile Urlalı uğursuz Ulvi uğraşa uğraşa Urfa'daki
urgancılara uzun uzun, ulam ulam urgan sattılar.
(İ) Ibibiklerin ibiklerini iyice iyileştirmek için Istinyeli istifçi Ibiş'in istif istiridyeleri
mi, yoksa, Iskilipli Ispinoz işportacı Ishak'ın işliğindeki ibrişimleri mi daha iyi, bilemiyorum.
İbişle Memiş, mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmiş mi, mahkemeleşmemiş mi?
(E) Eğer Eleşkirtli eleştirmen Eşref ile Edremitli Bedri'yi Eğe'nin en iyi eğercisi
biliyorlarsa, ben de Ermenekli Erdem Ergene'nin en iyi elektrikcisidir derim.
(Ö) Özbezön'ün özbeöz Ödemişli öngörülü öğretmeni Özgüraslan ile Özgüluslan
özellikle özerk ön öğretimde öylesine özverili, övünç verici ve övgüye değer kişiler ki hani
tüm öğretim örgütleri içinde en özgün örnek onlardır diyebilirim.
(Ü) Ürdünlü ünlü üfürükçü Üryani, Ünye, Üsküdar, Ürgüp üzerinden ülküdeşlerine
üstüpü, üstübeç, üvez, üzüm, üzengitaşı ve üzünç götürürken Üveyik'ten ürüyerek,
ûvendirelerini sürüyerek yürüyen ,üçkağıtçı ütücülerin ürküntü üreten ünü batasıca
ünlemleriyle ürküverdi.
Ünsüzler:
(F) Farfaracı Fikriye ile favorili fasa fiso Fahri Fatsalı Fatma'yı görünce fesleğenci
feylesoy Feyyaz'ı, fındıkçı Ferhunde'yi anımsayarak feveran ettiler. Felemenkte
Felemenklerin Felemenkçe mi konuştuklarını düşûne düşüne fertliği çektiler.
(P) Pohpohçu pinti profesör pofur pofur pofurdayarak hınçla tunç çanak içinde punç
içip pülverizatör prospektüsünû papazbalığı biblosunun berisindeki papatpa buketinin bu
yanına bıraktıktan sonra pâlas pandıras Pülümür’le Pötürge’den getirdiği pörsük pötikare
pöstekiyi Paluluların Pıtırcık pazarında partenogenes pasaparolası ile pertavsız pervasız
pervaz peysajını ve peronospora pestenkerani pestilini posbıyıklı pisboğaz pedegoga
Pınarbaşında beş etti.
(M) Marmara'daki Karmarisli mermerciler mermerciliği meslek edinmişler, ama
Mamak'taki mamacılar manyetizmacılıkla marmelâtçılığı meslek edinememişler.
(V) Vırvırcı Vedia ile vıdı vıdıcı Veli velinimeti vatman Vahit e vilâyette veda edip
Vefâ ya doğru vaveylâsız, velevasız velespitle volta vururlarken voleybolcu Vatran virtüöz
Vicdanî ve Viranşehirli vatansever viyolonselist Vecibe ile karşılaştılar.
(B) Babaeskili babacan Bahri Beberuhi Bedri ile bıyıksız bıçkıcı bıngıldak Bahir'in
Bigadiç'teki bonbon bonmarşesine varmışlar, o adadakilerin yüzlerine bön bön bakarak,
büyülü büyük buhurdanlığı buğulu buğulu boşaltıp bomboş bırakmışlar, sonra da Bodrumda
gözden kaybolmuşlar.
(S) Sazende Şazi ile zifoz Zihni zaman zaman sizin sokağın sağ köşesinde sinsi sinsi
fiskoslaşarak sizi zibidi Suzi'ye sonsuz ve sorumsuz sorgun ederler. Sason'un susuz
sazlıklarında badece soğanla sarmısak yetişebileceğini söyleyen Samsunlu sebzecilerin
sözüne sizler de sessizce ve sezgilerinize sığınarak inanabilirsiniz.
(Ş) Şavşatlı Şaban, Şarkışlalı şipşakçı Şekip, Şişhaneş'den şeytankuşunu, şiş şiyeyi
şişlemiş, şiye keşişe şiş demiş.
(Ç) Çatalağzı'nda çatalsız Çatalcalı çatalcının çarpık çurpuk çalçene Çoruhluya
çarptırmasına ne dersin? Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için Çatalca'da
topal çoban çatal yapıp çatal satar? Karı için Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çatal satar.
Çarık çorap dolak, ben sana çarık çorap dolak mı dedim?
(L) Leyla ile Lalelili Lale'ye leblebi ile likör ikram etmiş. Lüpçüler,1ütfen lüzumlu
lüzumsuz lakırdıları bırakın da lüzferle rızk, rot, rop, rint, ring, ray, radyoaktivite nedir, diye
konuşun.
(Z) Zonguldaklı Zaloğlu Zöhre'nin kızı Zühal zibidi Zeki'ye ziyafet zerketti.
(S, T, Z) Sedat Tınaz'ın tasası suratsız teyzesine rastlama sezen sıska sülük tazısını tuz
tortusu tütsüsüııe tutmasıydı.
(Ş, S) Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortadaki soğuk su su şişesi.
(C) Cemil, Cemile, Cemal cumaları cilacı cüce Canip'in cicili bicili cumbalı ciltevinde
cümbür cemaat cacıklı civcivle cücüklü cacık yerler sonra da Cebecili cingöz coğrafyacının
cinci ciciannesinin cırcırböceğini dinlerler.
Ocak kıvılcımlandırıcılarından mısın, kapı gıcırdatıcılarından mısın? Ne ocak
kıvılcımlandırıcılarındanım, ne kapı gıcırdatıcılarındanım.
(D) Dadaylı dadımın Dodurgalı düdük delisi dedesi diline doladığı dedbebeli dedim
dedisiyle dırdırını dilinden düşürüp de bir kez olsun doya doya düden diyemeden, düdenin
dallara doldurduğu doyumlu yemişlerden doyasıya yiyemeden darıdünyadan göçüp gitti.
(K-İ-U) Kilisli kikirik kilimci Kilizmanda'ki kilitli kilisede kimliğini kimseye
sezdirmeden kucak kucak kuskuslu kuşkonmazı kukumav kuşuna, kişiliksiz kulağakaçan
kirliğ kirloz kirpiye de Kuşadası'nın kuşhanesindeki kuşbaşlı kuşbazla birlikte önce kişnişli
kuşüzümünü, sonra da Kumla'nın kumlu kumlu kuşkirazını yutturmuş.
(K-I-İ) Kınıklı kılıbık kırpıntı Kıyasettin, Kırımlı kılkuyruk kıtmiri kıkır kıkır
kıkırdatarak küskütük küçümen küfeci külhaniyle külüstür Kürşat'ı külünklü küngür üstüne
küttedek devirdi.


kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-10-2009, 13:41   #4 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart

Kırıkhandaki kırıkçı kırçıl kargın kırgın kırıkçısı kırmızı kırda kıkır kıkır kıkırdayarak
Kırımlı kıkırdakçının kızıl kırlangıçlarını kışın kırlarda Kırgızlı kırpıntıcı kırışık Kırımtov'un
kırıkkıraklarıyla besliyormuş.
(K-O-Ö) Koca kokoz kokainman kokorozlana kokorozlana Kazablankalı kozmonota
kök, kok, köken, kokot, kök sökmek, kokoreç, kökmantar, köknar, köçekçe, körkandil,
krematoryum, kösnüklük ne demek diye sormuş.
(Y) Yalancıoğlu yalıncık yayladığının yahnisini yağsız yiyebilirse de yayladığının
yağlı yoğurdundan, Yüksekova'nın yusyumru yumurta yumurtlayan tavuklarından, bir de
yörük ayranıyla yufkasından asla vazgeçemez.
(G) Güneyli girgin gammaz Galip Gavurdağı'nda güpegündüz galeyana gelmiş de
Gülgiloğlu Gaziantepli gazup gazinocuyu Gölköylü gitaristle birlikte Gümüşhane'ye
göndermiş. Geçen gece Gemerek'ten Gediz'e gelen Gebzeli gezginci gizemcilerden gitarist
general Genzel, gençlere, gerçekdışılıkla gerçeklik dışı ilişkiler arasında ne gibi bir geçerlilik
gerçekliği olduğunu sordu.
(K, G) Galata kulesi kapısı karşısındaki kuru kahvecinin gıgısı çıkık, dişi kırık,
kurbağa kafalı, karakoncolos kalfası Hakkı karışıklığa getirip kahveye kavruk kakule kırığı
kattı.
(H) Hahamhanede hahambaşı hahamı homur homur homurdanır görünce hemencecik
heyecanlandı, hızland; hoşnutsuz hırçın halhallarla halkaları, halatları hallaçlara verdi.
(B- P- D-Y) Batı tepede tahta depo dibinde beytutet eden pullu dede tekkesinden
matrut bitli Vedat, dar derede tatlı duttan dürülü pide yutup pösteki dide dide dört ayda dört
türlü derde tutuldu.
(B-P)Bir pirinci birinci buluşta bir inci gibi birbirlerine bağlayıp Perlepe berberi
bastıbacak Bedri ile beraber Bursa bağrına parasız giden bu paytak budala, basası topal
Badi'den biberli bir papara yedi.
(B-D) Baldıran dalları ballandırmalı mı, ballandırılmamalı mı? Sonra o bala daldırılan
baldıran dalları dallandırılmalı mı, ballı dalla dallandırılmamalımı?
(T-D) Titiz, temiz, tendürüst dadım; tadını tattığı tere demetini dide dide dağıttı da
hiddetinden hem dut dalında takılı duran dırıltı düdüğünü öttürdü hem de didine didine
dedim dedi, dedim dedi dedi durdu.
(T-Ç-S) : Üstü üç taşlı taç saplı üç tunç tası çaldıran mı çabuk çıldırır, yoksa iç içe yüz
ton saç kaplı çanı kaldıran mı çabuk çıldırır? Üç tunç tas has kayısı hoşafı.
(T-K) Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür. Takatukacı takatukaları
takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al, gel.
(L-D-N) Elalem bir aladana aldı aladanalandı da biz bir aladana alıp
aladanalanamadık.
(K-R) Kırk kırık küp, kırkının da kulpu kırık kara küp.
(K-R-D) A be kuru dayı, ne kuru sarı darı bu darı a be kuru dayı?
(B-M-Ş) İbiş'le Memiş mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmiş mi, mahkemeleşmemiş
mi?
(D-L-T-K) Şu karşıda bir dal, dalda bir kartal; dal sarkar, kartal kalkar; kartal kalkar,
dal sarkar. Dal kalkar, kartal sarkar, kantar tartar. Şu karşıdaki kara kuru kavak, karardın mı
ey kara kuru kavak, sarardın mı ey kara kuru kavak!
(S-K) Bu yoğurdu sarmısaklasak da mı saklasak, sarmısaklamasak da mı saklasak?
(M-Y-L) Bu yoğurdu mayalamalı da mı saklamalı, mayalamamalı da mı saklamalı?
(B-Ş-Z) Sizin damda var beş boz başlı beş boz ördek, bizim damda var beş boz başlı
beş boz ördek. Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek, bizim damdaki beş boz başlı beş
boz ördeğe , siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz demiş.
(D-P-K) Değirmene girdi köpek, değirmenci çaldı kötek; hem kepek yedi köpek, hem
kötek yedi köpek.
Ulama
Diksiyonun özelliklerinden biri de “ulama”dır. Genel olarak tanımlarsak bir kelimenin
sonundaki sessiz harfin ardından gelen kelimenin sesli harfle birleştirilerek seslendirilmesine
ulama diyoruz. Ulama, söz akışına pürüzsüzlük ve tatlılık verir. Uygun ulama ile yapılan
konuşmalarda veya seslendirmelerde ses bir nehrin akışı gibi sakin ve düzenli olarak ilerler.
Türkçede yer alan ulama özelliklerini aşağıda anlatalım:
1. Sessiz harfle biten bir kelimenin son harfi sesli harfle başlayan yanındaki
kelimenin ilk harfiyle birleşir.
Yazıda Konuşmada
Ak--şam-- ol--du. Ak--şa--mol--du.
E--lim--den-- al--dı. E--lim-de--nal--dı.

2. Orijinal yapılarında “b,c,d,g” harfleriyle biten kelimeler vardır. Bunlar yalın
kaldıklarında “p, ç, t, k”ya dönüşürler. Yazı dilinde sonlarına ek aldıklarında yumuşak
konumlarına dönerler. Örneğin Arapça orijiniyle “kitab” Türkçede “kitap” şeklinde yazılır.
Ancak yanına ek aldığında “kitabım” örneğinde olduğu gibi “p”, “b”ye dönüşür. Konuşma
dilinde ise ulama bu kurala paralel olarak aynı kelimeyi bir sonraki kelime ile ilişkilendirir.
Yazı dilinde sert olan harf ulama ile yumuşar.
(Orijinali) Yazı Dilinde İfadesi Konuşma Dilinde İfadesi
(Mahmud) Mah--mut ev--len--di. Mah-mu--dev--len--di.
(Mes’ud) Mes--ut ol--du. Me--su-dol-du.
(Kitab) Ki--tap al--dı. Ki--ta--bal--dı.
3. Türkçede kelime sonundaki “k” ünsüzünü, “h” ünsüzü ile başlayan bir kelimenin
izlemesi durumunda “h” ünsüzü düşer. İki kelime birbirine bağlanır.
Yazı Dilinde Konuşma dilinde
Ye--mek ha--ne Ye--me--ka--ne
E--rik ho--şa--fı E--ri--ko--şa--fı
4. Eğer kelimeler arasında durak olursa, kurala uygun olsa da ulama yapılmaz.
Yazı Dilinde Konuşma dilinde
İstiyorum, onu göreceğim. İstiyorum, onu göreceğim.
Koşuştururken, okulu unuttu. Koşuştururken, okulu unuttu.
5. Bazı durumlarda iki ayrı kelimenin tek heceli olan ilkinde bir ünlü düşer ve iki
kelime birleşir.
Yazı Dilinde Konuşma dilinde
Ne i--çin Ni-çin
Ne a--sıl Na-sıl
Ne ol--du Nol-du
Alıştırma: Ulama
1. Aşağıdaki şiirde ulama noktaları altları çizilmek suretiyle gösterilmiştir. Önce bu
işaretlerin hangi ulama kuralından kaynaklandığı üzerinde çalışınız. Ardından bu işaretlere
dikkat ederek metni gerekli ulamaları yaparak okuyunuz.

D
aracık Menzilimde Bir Ağacım Vardı
1)
Daracık bir menzil burası.
Bir avuç kadar dar.
Ağaç ol, konuşurum, duy beni yeter.
Ayrı dünyamızda olsun, duyarım seni.
Yürek olsun sende, sevgi olsun.
Olsun, yeşillik yeşersin yerinde
Sen şen ol ağacım, tüm dünya kadar.
2)
El pençeyim, mahzunum bugün
Bekleşen ruhlarımızda dolaşan asırların
Rüzgarında
Dans ederken engin eğlencelerinde sen
Mahsunum, dostsuzum, yalnızım
Evladım bile unuttu beni, dağlarım unuttu
Kokularını paylaştığım çiçekler şimdi
Ve varlığımı paylaştığım fani “sevdiğim”
Şimdi senin göğsünde şenliği hayatın
Bağrındaki kuşlardan biri de ben değilim.
3)
Benim selvimi özlüyorum şimdi.
Başımı okşayan bir şefkat eli vardı.
Dünyayı görürken gözlerim.
Göğsünün sıcaklığında kaybettiğim
Şimdi başım senin kollarında selvim
Senin dallarında ellerim
4)
Saçlar yemyeşil de olurmuş
Çiçeğe dönermiş dudaklar
Emanet bedenimi özlüyorum şimdi
Bahçendeki çiçeklerde kendimi arıyorum
Yaprak yaprak inleyişlerini duyuyorum
Bir zikir günü ki bugün gecemi kaplar
Fani ağacım başucumda, sevdiğim ağacım
Bugünkü günüm bir gün senin de gecene dolar
Sendeki emaneti de teslim alır toprağın
5)
Bir gün seninle de kavuşacağız
Kana yaprak kemiğe odun
Bedenimiz eriyip gitmiş olacak
İkimizin ağacı doğacak yeniden
Çürümezse benim bir mezar başlığım
Senden bir kaç odun parçası
Ve benden bir kaç kemik kalacak
Ve eğer senin de bir ruhun olursa
Bahçemiz ikimizin olacak
6)
Şimdi Baki’yi özlüyoruz birlikte
Fenadan bekaya seyahatin hayalleri
Bu bir avuç, bu daracık menzilde
Tek tesellimiz bizim şimdi
Muhammed Bozdağ
2. Aşağıdaki metinde ulama noktalarını tespit ederek çiziniz. Ardından ulamalara
dikkat ederek okuyunuz.
Kalıplar
İnsanlar kendilerine kişilikleri için çizdikleri zihinsel kalıpların dışına çıkamazlar.
Bizler çözümü defalarca duyduğumuz halde kendimizi oturttuğumuz dar çerçeveden çıkış
için gayret göstermeyen garip insanlarız.
Hayatın bazı insanlara “tesadüfen başarma, yükselme, zengin olma vs.” şansı
tanıdığını zannedenimiz çoktur. Bir çoğumuz müzisyenlerin, yazarların, şairlerin, para
babalarının bu işi anne karnında kendilerine verilen kabiliyetlerle gerçekleştirdiklerini
sanırız. Bu inanca göre bazılarının ne maharetli anneleri varmış. Bu yanlış zanları kabul
etmeyen bir çok insan bile farkında olmadan aynı kalıplarla kendisini kilitlemiştir.
En meşhur zenginlerin bir zamanlar simit sattıklarını, ayakkabı boyacılığı bile
yaptıklarını öğrenince şaşırırız. Birçok yazarın vaktiyle kalemi bile tutamamalarına
inanamayız. Neden bazı insanlar bazıları arasında sıyrılıverir veya “sivriliverirler.”
Adaletli ve şefkatli yaratıcı, Normal şartlar altında doğan her insanı her türlü başarıya
ulaşabilmelerine imkan tanıyan bir potansiyelle dünyaya göndermiştir. Ancak dünyaya
geldikten sonra sınırlılıklar başlatılır. Anne-babası veya çevresi tarafından aşağılanan bir
çocuk etrafında kalıplar başlamıştır. Daha sonra insan “var olduğunu” hissettirmek amacıyla
çırpınmaya başlar. Bakkaldan getirilen bir ekmek, ilk karne notları, takdim edilen bir çiçek,
içinde bu amacı gizli tutar.
Oysa bazı insanlar “bu olmamış”, “sen bunu başaramazsın” demekten çekinmezler.
Bizler de çoğu zaman sözleriyle cinayet işleyen, kabiliyetleri körelten; başarısızlık,
çekingenlik, korkaklık imajı oluşturan insanlardanız ne yazık ki!.. Yas tutmayı sevdiğimiz
kadar eleştirmeyi, olumsuzlukları ileri sürerek karanlık bir zihinsel tablo oluşturmayı
seviyoruz.
Merhum Z. Gündüzalp’in “İnsan ne düşünüyorsa odur.” Dediğini çok duyduk.
Anthony Robbins, Sınırsız Güç kitabında insanların hayal kurarken ve düşünürken
kullandıkları “olumsuzluk” imajlarını en kötü engel olarak görür.
Her büyük başarı bazen yüzlerce başarısızlığın arkasında parıldar. Oysa eski bir Rus
imparatoru “yenile yenile yenmeyi öğrendiğini “ söyler. İnsan her teşebbüsünde hedefine
ulaşamadığında bunu başarısızlık olarak görürse bulunduğu noktada çakılır. Oysa durumu
yeniden inceleyen insan için her başarısızlık başarıya bir adım daha yaklaşmanın işaretidir.
Ani yükselişlerin ise gerçek başarıyla ilişkisi yoktur. Bir balon gibi patlar ve söner.
Hayalimizde yaşadığımız iç konuşmaların fiillerimizde oluşturduğu sınırlara bakınız:
“Zengin olmak mı? Bu iş için büyük sermaye lazım. Yazar olmak mı? Konuşmasını bile
bilmiyorum; annemin karnında böyle bir şey öğrenmedim. Meydanlara çıkıp ‘benim
işçim,benim köylüm’ diye konuşmak mı? Ben Süleyman değilim.”
Sevgili kardeşim... Ya siz ne siniz? Erkek ve kadın arasındaki küçük bir farktan başka
kimin beyni kimin beyninden küçük veya büyük. Kaderin sahibi kimseyi başarısızlığa zorla
mahkum etmemiştir. Ortamın sürükleyişine kendimizi kaptırdığımızda “Ortam
sürükleniyorsa sürünmekten başka yapacağımız hiç bir şey yoktur.” Ne yazık ki en çok
ihmal ettiğimiz görevlerimizden biri dinimizin ilk emridir. Az okuyoruz veya hiç
okumuyoruz.

Başarılı bir insanlar topluluğuna takılıp başarıya uçmuyorsak başarının dinamiklerini
incelemeliyiz. Başaranların hayatı ve yaptıkları bu konuda bize yol gösterecek en açık ışıktır.
Başka türlü bizi pasifize eden kendi kalıplarımızdan kurtulamayacağız. Fıtrat kanunlarının
işleyişini bilmek zorundayız.
(Muhammed Bozdağ)
Sağdeyi
Sağdeyi, sözcüklerin söyleniş özelliklerine dikkat ederek sözcükleri söylerken seslerin
değerini vererek hecelerin vurgusuna, uzunluğuna, kısalığına önem vererek seslendirmektir.
Her sözcükte ses baskısı “ şiddet vurgusu” yapılması gereken bir hece bulumaktadır.
Türkçede şiddet vurgusu diğer adıyla da kelime vurgusu genellikle son hecede bulunur.
Yabancılar Türkçe konuşurken çoğunlukla ilk heceye vurgu yaptıkları için konuşmaları garip
bir havaya bürünür.
Sağdeyi kuralları;
1. Türkçede genellikle şiddet vurgusu son hecede bulunur.
2. Yer adlarında vurgu ilk hecede bulunur. Örnek; Akara, Denizli vb.
3. Zarf ve bağlaçlarda ise vurgu ilk hecede bulunmaktadır. Örnek; Belki, henüz,
ansızın, ayrıca, hatta, önce, sonra, yalnız, ancak, nasıl, niçin, hangi vb.
4. Cümle içinde kelimelerin sonuna eklenip takılan bazı parçalarda vurgu almazlar,
vurgu onlardan önceki hecede kalır. Örnek; gelirse, evdeyim, gelme, geldi mi,
bence vb.
5. Süresi uzun olan heceler dilimize yabancı kelimelerden geçmiştir. Örnek; katil,
makbule, edebi, ziya, hazine
6. Türkçede “ğ” ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak
bulunduğu hecenin uzamasını sağlar. Örnek; çağdaş-çadaş, ağlamak-alamak
vb…
7. Türkçede ilk hecelerde “y” olduğu zaman gevşeyerek kendinden önceki ünlüyü
etkileyip heceyi uzattığı görülür. Örnek; böyle-böle, söylemek-sölemek


kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-10-2009, 13:53   #5 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart

Alıştırma-Sağdeyi
Atatürk’ün Gençliğe Hitabını sağdeyi kurallarına dikkat ederek okuyalım.
Atatürk’ün Gençliğe

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk gençliği, birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu
temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek
isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün , istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa
mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve
şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait çok namusait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile
aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları
dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha
elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve
dalalet hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaitlerini
müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap
düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! Bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK
(Nutuk, 1927)



kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:17.


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30