MeslekForum Mesleki Gelişim Forumu

Go Back   MeslekForum Mesleki Gelişim Forumu > Eğitim - Öğretim / Kişisel Gelişim / Kariyer > Mesleki Gelişim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-10-2009, 12:47   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart Ses

Ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile
oluşan ve yayılarak kulaklarla algılanan titreşime ses denir. Sesin saniyedeki titreşim
sayısına frekans ya da perde denir. Sesler, ses yolu adı verilen akciğerlerden başlayıp boğaz,
gırtlak, damak, dil, diş ve dudakların çeşitli hareketleri sonucunda oluşur. Sesler oluş
biçimlerine ve oluşum yerlerine göre tasnif edilirler.
Ses Olayı
Sesin Ortaya Çıkışı: Gırtlağın içinde ikisi sağda ikisi solda olmak üzere dört adet
ince kiriş vardır. Seslenmeye yarayan kirişler iki tanedir. Ses çıkarmayı isteyince bu bir çift
kiriş gereğine uygun biçimde birbirine yaklaşarak gerilir. Akciğerlerden itilen hava bu
kirişlerde isteğimize göre ince, kalın, sert, yumuşak vb. sesler biçiminde perdelenir. Bu ses
ağız içinde çeşitli değişmelere uğrayıp boğumlanır, konuşma sesi biçimine girer.
Ses Yolu: Göğüs boşluğundan dudaklara kadar varan kısma denir.
Konuşma Aygıtı: Göğüs boşluğu-akciğer-gırtlak-kirişler-küçük dil- dil- damak-diş
etleri dişler- dudaklar- geniz-burun (Bakınız Tablo 2). Bunların hepsine birden konuşma
aygıtı denir. Bunların birinde hastalık, sakatlık bulunuyorsa seslerden bazılarının veya
tamamının uygun biçimde çıkmasına engel olur. Dişleri dökülmüş kişilerin (
s,ş,ç,t,j,l,n,r,z,c,d), nezle olan insanların söyleyişleri farklıdır.

Şekil 1: Konuşma aygıtı ve ses organları

Sesin Nitelikleri
Şiddet: Sesin yarattığı etkinin gücüdür. Aynı tondaki seslerin hafif ya da kuvvetli oluşunu anlatır.
Yükseklik: Kalın sesleri ince seslerden ayıran niteliktir. Pes ses ve tiz ses olarak bölümlendirilir.
Tını: Farklı cisimlerin titreşimlerinden aynı yükseklikte çıkan seslerin birbirinden
ayrımını belirten niteliktir.
Tiz Ses: İnsan kulağına ince ve keskin bir biçimde yansıyan seslerdir.
Pes Ses: İnsan kulağına alçak , aşağı, hafif, yavaş ve kalın bir biçimde yansıyan seslerdir.
Diksiyon Bakımından Ses
Ses Kirişlerinin düzgün titreşimi ile meydana gelen ünlüler (Selenler; a, e, ı, i, o, ö, u, ü)
Ses yolundan çıkarken gırtlak, damak, dişler ve dudaklar gibi herhangi bir engelle
karşılaşmayan seslere "ünlü" adı verilir. Türkçede ünlüler söylenişlerine göre üç grupta incelenmektedir.
a. Dilin Durumuna Göre Ünlüler: "Ünlü" adını verdiğimiz sesler ağız yolundan
çıkarılırken dil, öne ve arkaya doğru hareket eder. Dilin arkaya doğru hareket etmesi
sonucunda kalın ünlüler, öne doğru hareket etmesi durumunda ise ince ünlüler çıkarılır.
Kalın (art) ünlüler; a, ı, o, u'dur. İnce(ön) ünlüler ise e,i,ö ve ü'dür.
b. Dudakların Durumuna Göre Ünlüler: Ünlüler çıkarılırken dudaklar düz ve yuvarlak
olmak üzere iki şekle girerler. Dudağın düzleşmesiyle çıkan ünlülere düz ünlüler;
yuvarlaklaşmasıyla çıkan ünlülere ise "yuvarlak ünlüler"adı verilir. Düz ünlüler; a,e,ı,i'dir.
Yuvarlak ünlüler ise o, ö,u,ü'dür.
c. Çenenin Durumuna Göre Ünlüler: Ünlülerin çıkartılmasında çenenin de önemli bir
işlevi bulunmaktadır. Kimi ünlülerde çene aşağıya doğru açılırken kimilerinde çene daralır.
Çenenin genişlemesiyle çıkarılan ünlülere "geniş ünlüler"; çenenin daralmasıyla çıkarılan
ünlülere "dar ünlüler" denir. Dar ünlüler ı,i,u,ü' dür. Geniş ünlüler ise a, e, o, ö 'dür.


Tablo 1: Ünlüler tablosu

Hava sızması, hışırtıyla meydana gelen ünsüzler (ç,f,h,k,p,s,ş,t-b,c,d,g,j,l,m,n,r,v,y,z)
Ses yolundan çıkarken gırtlak, damak, dil, diş ve dudaklar gibi bazı engellere çarparak
çıkan seslere "ünsüz" adı verilir.
a. Çıkış Yerlerine Göre Ünsüzler: Ünsüzlerin her birinin oluşumunda farklı organların
görev aldığı görülmektedir. Bu açıdan ünsüzler şu şekilde sınıflandırılmaktadırlar;
Dudak ünsüzleri: p, m,
Diş ünsüzleri : v, f
Damak ünsüzleri: k,g,ğ,y
Gırtlak : h
Diş-damak ünsüzleri: Diğer ünsüzler
b. Ses Yolundan Çıkışlarına Göre Ünsüzler
Sert ünsüzler : ç, f, h, k, p, s, ş, t
Yumuşak ünsüzler: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z

Tablo 2: Ünsüzler tablosu

Solunum
Solunum, canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için oksijenli havayı akciğerlere
çekme ve karbondioksiti verilen havayla dışarı çıkarma hareketedir. Solunumun ana işlevi
budur. İkinci işlevi ise konuşmayı sağlamasıdır.
Türkçe nefes verirken konuşulan bir dildir. Konuşmanın etkili olabilmesi ve
diksiyonun düzgün olabilmesi için, konuşan kişilerin doğru solunum tekniklerini biliyor ve
kullanıyor olmaları gerekmektedir.
Solunum Yöntemi
Doğru solunum yöntemini kullanarak nefes almak ve vermek diksiyon açısından çok
önemlidir. Çünkü ses tellerini titreşime geçiren, sesin tınlamasını gerçekleştiren nefestir.
Onun için nefes doğru ve düzenli olarak alınıp kullanılmalıdır.
Nefes ses üretim merkezini harekete geçiren bir güçtür. Nefes olmadan sesten
bahsetmemiz imkansızdır. Sesin üretim merkezi ise gırtlak (hançere) dir. Eğer doğru nefes
alıp kullanmazsak nefes bu merkezi zorlayıp yıpratır ve sonuç olarak üretimin kalitesi düşer.
Yani cılız ve kalitesiz bir ses elde ederiz.
İyi bir solunum olmadan doğru bir diksiyon tarzı olması mümkün değildir. Peki iyi bir
solunum ne demektir?
İyi bir solunum, soluk alırken akciğerlere yeterli ölçüde havayı alıp sonra yorgunluk
duymadan onu geri vermektir.
İyi bir solunum elde edebilmek için de diyaframı kullanarak nefes almamız
gerekmektedir.
Akciğerlerimiz arkadan omurga, önden göğüs kemiği ve yanlarda bunlara birer birer
kıkırdaklarla bağlanan kaburga kemikleri tarafından kemikten bir kafes içinde
bulunmaktadır. Ama bu kafesin aşağı tarafında “diyafram” adı verilen kastan yapılmış geniş
bir perde ile örtülmektedir. Bu perde esnektir ve aşağı doğru gerilebilir.
Akciğerlerimizin sağ tarafında üç lop, sol tarafında ise iki lop bulunmaktadır.
Akciğerimizin her iki tarafında da bulunan alt loplar yan taraflara doğru da uzanırlar ve üst
loplardan çok daha büyüktürler. Alt lopların alabileceği oksijen kapasitesi üst loplara göre
daha fazladır.
Çoğumuz akciğerlerimizin üst loplarını dolduracak kadar havayı içimize
çektiğimizden sadece sınırlı üst lopları kullanmış oluruz ve vücudumuzda yeteri miktarda
kan temizlenememiş olur. Halbuki bebeklerin nefes alışlarına dikkat edersek karından
gerçekleştiğini görürüz.
Doğru solunum yöntemi akciğerlerimizin alt loplarını da oksijenle dolduracak şekilde
nefes alıp sonra vermektir.


kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-10-2009, 12:59   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart

Soluk Alma
Soluk alırken dikkat edilmesi gereken hususlar; derin bir şekilde, sık olarak, çabuk,
düzenli, sinirlenmeden ve gürültüsüz olarak soluk alması gerekir.
Soluk alma kusurlarının başında gürültülü soluk alma gelmektedir. Bu durum
dinleyiciyi rahatsız eder.
Doğal solunumda burundan soluk alınmalıdır ve ağız kapalı tutulmalıdır. Burundan
soluk alırken alınan hava ısınır ve temizlenir. Çünkü burun içindeki kıvrımlar ve kıllar
süzgeç görevini görmektedirler.
Ama bazen diksiyonda ağızdan soluk almak da gerekebilir. Konuşan kişi söz
söylerken gereken yerde soluk almak için ağzını kapayacak zaman bulamayabilir.
Soluk Alma Şekilleri
1. Göğüsten Soluk Alma: Bu nefese omuz nefesi de denilmektedir. Çünkü nefes
alırken omuzlar kalkıp üst göğüs genişler, diyafram aşağı inmez hatta biraz
yükseldiği için karın içeri girer. Bu nefes alma şekli düzgün bir diksiyon için
uygun değildir.
2. Kaburga Nefesi: Nefes alma sırasında kaburgalar her yöne doğru genişler, karın
içeri girer, diyafram aşağı inmez ve tıpkı göğüs nefesinde olduğu gibi ciğerlerin
alt bölümü fonksiyonunu tam gerçekleştiremez. Bu nefes şekli göğüs ve boyun
kaslarının gerilimine buda yorgunluğa neden olmaktadır.
3. Karından Soluk Alma: Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu soluk alma tarzı
diyaframdan nefes almadır.
Doğru soluk alma şekli ise karın-kaburga nefesidir. Bu şekilde soluk alırken karın
dışarı çıkar, diyafram aşağı iner ve karnı dışarı iter. Göğüs ve bel genişler, son kaburga
kemikleri ile diğer kemiklerde dolaylı olarak genişler. Soluk verirken ise karın içeri girmeye
başlar, diyafram eski haline döner yani yukarı çıkar, göğüs eski pozisyonunu alır.
Doğru Soluk Alma- Soluma Teknikleri
1. Soluma, soluk alma ve verme olmak üzere iki aşamada gerçekleşmektedir.
Konuşmada her iki aşamada çok önemli yer teşkil etmektedir.
2. Soluk; derin, sık, çabuk, düzenli, sinirlenmeden ve gürültüsüz alınmalıdır.
3. Soluk özel durumlar dışında burundan alınmalıdır.
4. Soluk verme akciğerlere alınan havanın geri verilmesidir. Türkçe, solunumun
soluk verme aşamasında konuşulan bir dildir.
5. Konuşurken soluk verme çok iyi ayarlanmalıdır. Soluk alırken konuşmaktan
sakınılması gerekmektedir.
6. Birden soluk verilmemelidir.
7. Konuşurken soluk vermenin özel durumlara uydurulabilen bir düzeni olmalıdır.
8. Doğru soluma diyaframdan yapılmalı, nefesin verilmesinde karın kasları
kullanılmalıdır.
Solunum Alıştırmaları
Alıştırma 1

Diyaframdan doğru soluma için aşağıda belirtilen hususlara dikkat ederek alışkanlık
edinene kadar 2 hafta boyunca her gün bu çalışmayı gerçekleştiriniz. Başarılı olabilmeniz
için her yemekte midenizin %30 unu boş bırakınız.
Rahat bir şekilde sırtüstü uzanıp nefes aldığınız zaman karın bölgeniz kendiliğinden
yukarı doğru hareket edip genişler; nefes verirken aşağıya iner bunu gerçekleştirmeye
çalışınız.
1. Yere sırt üstü uzanınız
2. Hızlı ve kısa aralıklarla sadece ağzınızdan soluyunuz.
3. Nefes alırken karından gözlemlediğiniz bir hareket var mı? Varsa bu şekilde
nefes almaya devam ediniz.
4. Hareket yoksa, ellerinizle göğüs kafesinizin üzerine bastırın veya çevrenizden
yardım isteyerek onların göğüs kafesinize bastırmalarını isteyiniz.
5. Solumayı göğsünüzün alt kısmına doğru yapınız. Bu diyaframa yakın bölgeleri
çalıştırmanızı sağlayacaktır. Mide bölgenizin kalkıp indiğini göreceksiniz.
Bu çalışmayı günde asgari iki defa 10-15 dakikalığına yapınız ve 15-20 gün yapmaya
devam ediniz.
Alıştırma II
Açık bir pencere önünde durunuz. Temiz havayı ciğerlerinize çekiniz. Bunu yaparken
burundan soluk alınız. Soluk alma sırasında havanın burnunuzdan boğazınıza, oradan da
gırtlak ve soluk borunuzla bronşlarınıza ve akciğerlere geçtiğini sonra da soluk verirken
havanın aynı yolu, bu sefer ılık ve ıslak bir şekilde izlediğinizi takip ediniz.
Bu alıştırmayı bir çok kez tekrarlayınız. Basit bir alıştırmadır ama iyi bir soluk
almanın sesin iyi yerleşmesinde çok önemli olduğunu unutmayınız.
Alıştırma III
Dik durunuz, başınız dik, omuzlarınız yukarı kalkmadan, akciğerlerin alabildiği kadar
bol, burundan soluk alınız. Soluk alırken ağır alınız, aynı şekilde soluk veriniz. Birdenbire
soluk alınız ve birdenbire soluk veriniz.
Alıştırma IV
Ayağa kalkın, bedeniniz dik bir durumda kollarınızı iki yana doğru aşarken yavaş
yavaş burnunuzdan nefes alın. Nefes alma eyleminiz kollarınız omuz hizasına gelene kadar
devam etsin ve kollarınız o omuz hizasına geldiğinde nefesinizi tam anlamıyla almış olun.
Kollarınızı ilk durumuna getirirken ağzınızdan yavaş bir şekilde nefes verin. Ellerinizin ve
kollarınızın gergin olmamasına dikkat edin. Bu hareketi uçarcasına tam bir gevşeklik içinde
yapmalısınız. Nefesinizi verirken, çok yavaş bir şekilde verin.
Alıştırma V
Kollarınızı hızlı bir biçimde iki yana doğru açarken burnunuzdan derin ve bol nefes
alın. Kollarınızı eski yerine bırakırken ağzınızdan nefesinizi verin ve kollarınızın omuz
hizasını geçmemesine dikkat ediniz.
Alıştıma VI
Hazır olda durunuz. Soluk alırken ayaklarınız ucuna basarak yükseliniz. Birkaç saniye
böyle bekleyiniz, beklerken nefesinizi tutunuz. Sonra topuklarınıza basarak birden
soluğunuzu sessizce bırakınız. Aynı hareketi birkaç kere tekrarlayınız.
Alıştırma VII
Burnunuzdan 6 sayıyla nefes alın ve nefesinizi 8 sayıyla ağzınızdan verin. Nefesi
burundan alma sayısını sabit tutarak nefesinizi verme sayısını iki iki arttırın ve 22’ye kadar
ulaşın. Nefesi alırken omuzlarınızı kaldırmamaya dikkat edin.
Alıştırma VIII
Aşağıdaki parça üzerinde, sesi dalgalandırmadan bir solukta söylemeye çalışınız ve
olabildiğince yavaş sesle, geniş söyleyerek okumaya çalışınız. Soluk alma yerleri ( I) işareti
ile belirtilmiştir:
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, I
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik, I
Ak tolgalı beyler beyi haykırdı: I “İlerle!”
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle. I
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan, I
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan. I
Birden dolu dizgin boşanan atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla.I
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hala o kızıl hatıra titrer gözümüzde. I
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, I
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.
(Yahya Kemal Beyatlı, Akıncılar.)
Alıştırma IX
Derin soluk alarak aşağıdaki cümleyi yavaş yavaş bir solukta söyleyiniz
Bir peltek büyük baba peltek konuşan peltek torununu pelteklikten kurtarabilir mi?
Alıştırma X
Yanan bir mumdan birkaç santimetre uzaklıkta açık bir boğumlanma ve iyi
anlaşılabilen bir sesle konuşunuz. Eğer mum sönerse soluk çıkarma şiddetlidir, buna dikkat
ederek soluğu tutumlu harcamaya alışılmalıdır. Mumu söndürmeden konuşmayı yavaş yavaş yükseltmeye çalışınız.
Selen
Tanımı

Seleni gürültü niteliğinde olmayan ses diye tanımlayabiliriz. Türkçede kullanılan
selenler, ünlü harflerdir. Bunlar a,e,ı,i,u,ü,o,ö harfleridir.
Kusurları
Selen kusurları genel bir sağlık bozukluğundan, bir veya birkaç ses organındaki
hastalıktan ileri gelebilir. Ya da kötü bir alışkanlıkla yerleşmiş olan bazı ses ve boğumlanma
kusurlarından kaynaklanabilir.
Sağlık sorunları yüzünden oluşan selen kusurları düzeltilemese de kötü alışkanlıktan
kaynaklanan selen kusurlarını birtakım alıştırmalarla düzeltmek mümkündür.
Bu alıştırmaların çoğunun etkili olabilmesi, solunum alıştırmalarına dayanmaktadır.
Çünkü, düzeltilmesi gereken kusurlar doğru soluk almamaktan kaynaklanmaktadır.
Selen kusurlarına bakacak olursak bunların, kuvvetsizlik, ses titrekliği ve tiz ve keskin
ses olmak üzere üç şekilde olduğunu görmüş oluruz.
Kuvvetsizlik
Sesiniz kuvvetsiz ve yetersiz olabilir. Bu da hafif sesle konuşma alışkanlığından ve
alıştırma yapmamaktan meydana gelmektedir.
Konuşurken seslerin kuvvetsiz, cılız bir şekilde çıkması, konuşulan kişinin
konuşmanızı anlamamasına bunun sonucunda iletişim sorunları yaşanmasına meydan
vermektedir.
Sesin kuvvetsizliğini bir takım alıştırmalar yaparak düzeltmek mümkündür.
1. Ağzınızı açarak “a” seleni veriniz.
2. Soluk verirken gitgide artan bir şiddetle “a” selenini çıkarınız.
3. Birdenbire ve aynı şiddeti sürdürerek çıkartınız.
4. Sesinizin şiddetini çoğaltıp azaltınız.
5. Aynı şekilde: fakat birçok kere, sesinizin şiddetini çoğaltıp azaltarak
tekrarlayınız.
6. Kısa soluk vererek, oldukça gür sesler çıkarınız.

Ses Titrekliği
Sesiniz gür olabilir ya da cılız çıkabilir; ama her iki durumda da titreklik olabilir. Bu
kusur şarkı söylerken fark edilmeyebilir; ama konuşurken hemen kendini belli eder. Bu
durum diksiyon açısından kusur sayılır.
Ses titrekliğini önleyebilmek için sesinizi zorlamaktan kaçınarak aşağıdaki
alıştırmaları yapınız; ses çağlayan bir nehir gibi akmalıdır.
1. Çok kısa bir süre içinde ve çok az ses vererek bir selen çıkarınız.
2. Bir seleni çıkarırken biraz daha gür ve biraz daha uzun olmasına dikkat ediniz.
3. Durmadan, gitgide biraz daha gür ve öncekinden biraz daha uzun süreli selenler
çıkarınız. İyi bir sonuç elde edinceye kadar bu alıştırmaya devam ediniz.
Tiz ve Keskin Ses
Tiz ve keskin ses insan kulağını tırmaladığı için diksiyon açısından da bir kusur kabul
edilmektedir. Tıp doktorları bu sese Haremağası sesi demektedirler.
Tiz ve keskin ses kusurunun düzeltilebilmesi için aşağıdaki metodun uygulanması
yararlı olmaktadır.
1. Ağzınızı açınız ve olabildiğince derin, düzgün bir soluk alınız. Soluk verirken
gırtlağınızda bir kasılma olmamasına dikkat ederek solukla beraber ses
çıkartmaya çalışınız.
2. Pes tonda temiz bir ses elde ettikten sonra hecelere geçiniz. Bir heceyi söylerken
solukla beraber ses de verilerek hece tamamlanır ve diğerine geçildiği zaman
aynı şekilde tekrarlanır. Heceleri uzatarak söyleyiniz.
3. Bu alıştırmalar yapılırken tiz tonlara çıkmamaya dikkat ediniz. Heceleri
söylerken iyi sonuç alındıktan sonra elinize bir kitap alınız, aynı şekilde heceler
üzerinde durarak ve her hecede soluk alıp pes tonda okumaya devam ediniz.
4. Birçok defa kendi kendine okuma alıştırmaları yapınız.
5. Bu metodu uygularken tiz ve keskin sesinizle konuşmaktan kaçınarak,
konuşurken okurken yaptığınız gibi heceleri pes tonlarla söylemeye çalışınız.

Durak

Konuşurken hava ihtiyacımızı karşılayabilmemiz için az veya çok duraklamalar
yapmak zorundayız. Çünkü sesimizi belirli bir süre uzatabiliriz; ama sonunda soluğumuz
tükenir, duraklayıp yeniden soluk almak zorunda kalırız. İşte konuşma esnasında bu
duraklamaların tümü noktalamayı meydana getirmektedir.
Konuşurken duraklamalara genelde önem vermez, sık sık ve kısa duraklamalar
yapmazsak bol ve derin soluk alma ihtiyacı duyarız. Bu durum bizim gürültülü soluk
almamıza neden olur. Gürültülü soluk alma diksiyon açısından önemli kusurlardan biridir.
Bunu için soluğumuz tükeninceye kadar beklemeyerek çabuk, hissettirmeden soluk
almalıyız. Ama tabi ki diksiyonda bu durakları gelişi güzel, kafamıza göre yapamayız.
Duraklar cümlelerin anlamına göre düzenlenmelidir. Çünkü noktalamanın anlam yönünden
çok büyük önemi vardır.
Durak, söylenen ya da okunan bir metnin solunum yerlerinin oluşturduğu, söz
söyleyenin yorulmasına engel olan beklemelerdir.
Ton
Konuşurken çıkardığımız seslerin titreşim sayısının az ya da çok oluşuna “ ton” denir.
Sesin düşük, yüksek ya da tiz ve pes çıkarılmasıdır. Titreşim sayısının çokluğu sesi
tizleştirirken azlığı ise pesleştirmektedir.
Monotonluk kötü bir diksiyon karakterini ortaya çıkarmaktadır. Sürekli aynı ses
tonuyla konuşan insanlar kendisini dinleyenleri sıkmaya başlarlar ve bir süre sonra dikkat
çekici olmaktan çıkarlar. Böyle bir konuşma tarzı dinleyenleri usandırır. Çünkü bu duygu ve
anlatımdan uzak, aynı tonda sürüp giden bir konuşma şekli olur.
Konuşurken konuşmaya hakim olan ana nokta, çeşitli anlam kavramları sağlayan
değişikliklerdir. Konuşanın önem verdiği, anlam katmak istediği kelimelerde başvurduğu
ton, kelime ve heceler arasında yükseklik ve yoğunluk bakımından meydana getirdiği
farklara “tonlama” adı verilir.
Bir konuşmanın başarısı, doğru tonlama ile mümkündür. İyi tonlanmış bir konuşma
insanları etkiler. En güzel tonlama tabii şekilde çıkan ses ile mümkündür.
Doğru tonlama yapabilmek için okuma ve konuşma alışkanlığı kazanmak
gerekmektedir. Bunun için de bir metni sesli olarak okuyarak tonlamanın kulak ve zihinde
göstereceği etkiyi duyarak hissedebilirsiniz.
Konuşurken kullandığımız ses tonlarına “esas tonlar” adı verilmektedir. Her türlü
insan sesi yükseklik bakımından üç esas tonda sıralanmaktadır. Bunlar pes, orta ve tiz’dir.


kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-10-2009, 13:03   #3 (permalink)
Kullanıcı Profili
SITE ADMİN
Murat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Üye No : 1
Mesajlar: 15
Standart

1. Pes: Bu sese göğüs sesi adı da verilmektedir. Sözlerin alçalan bir tonla
seslendirilmesidir.
2. Orta: Hem dinleyeni hem de konuşanı en az yoran tondur. Sözlerin orta halli bir
tonla seslendirilmesidir.
3. Tiz: Bu sese kafa sesi de denmektedir. Sözlerin ince ve keskin bir tonla
seslendirilmesidir.
Konuşurken aynı tonu kullanarak dinleyenleri sıkmamak için sesimizdeki tonları
zaman zaman kullanmamız gerekmektedir. Konuşmalarımızın daha anlamlı olması için
konuşmalarımıza tonlamalar katmalıyız. Bunun için aşağıdaki alıştırmaları uygulamakta
yarar vardır.
1. Pes tonda bir selen çıkarıp onu uzatınız.
2. Orta tonda bir selen çıkarıp onu uzatınız
3. Tiz tonda bir selen çıkarıp onu uzatınız.
Ses Bükümü
Konuşurken ses perdelerinin değişmesine “büküm” adı verilmektedir. Ses çıkışı
monoton olmayıp yüksek-alçak tonda, hızlı-yavaş arasında, duraklamalı-duraklamasız,
vurgulu-vurgusuz arasında değişerek çıkmalıdır. Sesin değişirliğine yani bükümlülüğüne,
sesin müzikselliği de denilebilir. Çevrenize dikkat ediniz herkesin birbirinden farklı konuşma
biçimi vardır; çünkü bükümlülüğü farklıdır.
Dilde büküm, doğal büküm ve yapma büküm olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Doğal büküm; dilin gerektirdiği gibi histen ve düşünceden ayrılmayan büküm
şeklidir.Yani konuşma esnasında konunun gerektirdiği olağan bükümlerdir.
Yapma büküm; dilin gerektirdiği bükümü bozarak histen ve düşünceden ayrı
yapmacık olarak uygulanan bir büküm şeklidir. Konuşma sırasında söze özel bir anlam
katmak, duygusal öğelere ağırlık ve önem vererek kitleleri etkilemek amacıyla oluşturulan
bükümlerdir. Bu tarz konuşmalar zaman zaman inandırıcılıktan uzak olacağı için, bu tarzda
konuşmaktan kaçınmak gerekir.
Ses bükümleri veya tonlamaları anlatılmak istenen fikir ve hislerden ayrılmamalıdır.
Ama söz söyleyen kişi konuşurken “giriş ve bitirişlerin” iyice anlaşılmasını sağlayacak
şekilde konuşmalıdır.

Alıştırma-Ses Bükümü
1. Aşağıdaki parçayı anlatılmak istenen bir fikir ve hisleri hissettirerek
bükülmeyiniz.

CHİMENE: Bütün gayretime rağmen gizlemeye muvaffak olamadığım bir sırrı artık
sizden saklamaya lüzum görmüyorum, haşmetmeap. Ben seviyordum, siz de anlamıştınız;
fakat babamın intikamını almak için sevgilimi pek tabii olarak cezalandırmak istedim.
Aşkımı, vazifeme nasıl feda ettiğimi zati haşmetaneniz kendi gözlerinizle gördünüz. Nihayet,
işte Rodrigue öldü ve onun ölümü beni amansız bir düşman vaziyetinden matemli bir sevgili
haline getirdi. Sebebi hayatım olan babama karşı böyle bir intikam boynumun borcu olduğu
gibi, şimdi sevgilime karşı bu göz yaşlarını dökmek de gene boynumun borcudur. Don
Sanche beni müdafaa etmekle mahvıma sebep oldu, halbuki ben şimdi beni mahveden adama
zaten zafer mükafatı oluyorum!
Haşmetmeap, eğer bir kral kalbinin merhametle yumuşama ihtimali varsa lütfen beni
bu ağır mahkumiyetten kurtarınız; sevgilimin hayatına mâl olan bu zaferin mükafatı olarak
ben ona bütün servetimi bağışlıyorum, buna mukabil o da beni bana bağışlasın; ben de bir
manastıra kapanıp son nefesime kadar gece gündüz hem babama, hem sevgilime ağlayayım.
(Corneille, le Cid. Çeviren: İ. H. Danişmend. Perde V. Sahne VII)
2. Aşağıdaki parçayı istenilen etkiyi meydana getirecek şekilde; ama sesi ölçülü
kullanarak okuyunuz.

JULİET: Elveda. Allah bilir bir daha ne zaman karşılaşacağız. İçimde, damarlarımı
ürperten, kanımı donduran, hafif soğuk bir korku var! Buraya gelip beni teselli etsinler;
çağıracağım: Sütnine! Lakin onun burada ne işi var? Bu hazin sahneyi tek başıma oynamam
lazım.
Gel, küçük şişe! Ya bu terkibin hiçbir tesiri olmazsa! O zaman yarın sabah evlenecek
miyim? Hayır, hayır, bu mani olacak. Sen şurada yat. (Hançeri yatağın üstüne koyar.) Ya
şişenin içindeki mayi, rahibin beni Romeo ile gizlice evlendirdiği meydana çıkıp da
haysiyeti, şerefi sarsılmasın diye içirmek istediği bir zehirse?
Galiba, zehir bu; ama içim bu şüpheye karşı isyan ediyor. Mukaddes bir adam, nasıl
yapar böyle bir şeyi? Ya mezara gömülünce Romeo beni kurtarmaya gelmeden evvel
uyanırsam? Ah ne müthiş şey, yarabbim! İçine bir nefes temiz, can veren hava girmeden
lahitte tıkanarak boğulmaz mıyım? Romeo geldiği zaman beni orada boğulmuş bulacak.
Yaşasam bile oranın dehşeti; gece ve ölüm, o eski mahzen, yüzlerce seneden beri
ecdadımın kemiklerini içine alan bu tarihi makber beni çıldırtmaz mı? Tibalt’in kefeninin
içinde taafün etmeye başlıyan taptaze, kanlı cesedini görür de çıldırmaz mıyım? Orada,
gecenin bazı saatlerinde ruhlar dolaşırmış. Ah, erken uyanarak o fena kokuları duyar,
topraktan çekilen Mandragora feryatları gibi insanları çıldırtan haykırışlar işitirsem. Ben,
ben! Çıldırırsam! Bu müthiş korkuların tesiri ile deli olmaz mıyım? O zaman bir çılgın gibi
ecdadımın kemikleri ile oynayacak ve yaralı Tibalt’i kanlı kefeninden mi çıkaracağım? Bu
cinnet halindeyken bir akrabamın kemiğini sopa gibi kullanarak kafa tasımı patlatacak,
zavallı beynimi dışarı fırlatacağım, öyle mi? Ah! işte, yeğenimin hayalini görüyorum.
Hortlak! Romeo’yu arıyor…Bir hancerin sivri ucuyla canını alan Romeo’yu! Dur.
Tilbalt, dur! Romeo, geliyorum! Şerefine içiyorum. (İçer ve yatağa düşer.)
(W.Shakespeare, Romeo ve Jülyet, Çeviren: İlhan Siyami Tanar. Perde IV. Sahne III.)


kaynak : MEGEP | Diksiyon 1
Murat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:17.


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30