![]() |
| | #1 (permalink) |
| Hava Kirliliğinin Sebepleri Türkiye’de hızlı sanayileşme ve şehirleşme hareketleri, Cumhuriyet devrinde kendini daha belirgin olarak hissettirmeye başlamış, bilhassa da 1950’lerden sonra sanayileşme, şehirleşme ve hızlı nüfus artışı, köyden şehre göç, çarpık şehirleşme (gecekondulaşma ve plansız şehirleşme) gözle görülür olumsuzluğu beraberinde getirmiştir. Bütün bu zincirleme olayların sonucunda ise, çevrede bozulmalar başlamıştır. Bu bozulma olayı öncelikle kendini havada hissettirmiştir. Hava kirliliği genel anlamda, sanayi kuruluşlarında meydana gelen emisyonların (dumanla çıkan gazlar) yeteri kadar önlem alınmadan atmosfere bırakılması, ulaşım araçlarından kaynaklanan egzoz gazlarının atmosfere verilmesi, çeşitli endüstri tesisleri ve konutlarda yakılan özellikle fosil yakıtlardan ortaya çıkan partikül (toz, zerrecik), duman, is, kükürt, azot oksitleri ve hidrokarbonlardan oluşmaktadır. Şehirleşme ve Konutların Isıtılması Havayı kirleten en önemli olay, bireylerin ısınmasını sağlayan yanmadır. Fosil yakıt olarak tanınan petrol, gaz, kömürün yakılması sırasında çıkan gazlar hava kirlenmesinin önemli sebeplerinden biridir. Hele bu yanma işi usulüne göre yapılmazsa kirletici gazlar ortama daha çok çıkmakta ve daha zararlı olmaktadır. Bilhassa enerji elde etmek, konutları ısıtmak, motorlu araçları hareket ettirmek gibi modern hayatın gereği olan faaliyetlerde görülen suni yanma olayları yanında doğal olaylar sonucu oluşan yangınlarla da hava kirliliği olabilmektedir Yurdumuzda önce Ankara’da, sonra İstanbul, İzmir, Bursa, Konya, Kayseri, Erzurum, Diyarbakır, Eskişehir gibi birçok şehrimizde görülen hava kirliliğinin en önemli sebebi, fosil yakıt kullanımıdır. Yerleşim birimlerinde km² ye düşen insan sayısı nüfus yoğunluğu olarak belirtilir. Belli bir kapasiteye hizmet götürebilen ve doğal kaynakları sınırlı olan bir yerde nüfus hızla artar ve yoğunlaşıp kapasiteyi zorlar, bölüşme ve tüketim artacağından, aşırı nüfus hava kirlenmesinin de sebebi olarak belirtilmektedir. ![]() Resim 2.5: Hızlı artan nüfus ve artan konut Hızla artan nüfus, artan konut, daha çok yakıt daha çok kirlenme diye belirtilir. Bunun yanında nüfusun belirli noktalarda aşırı yığılması bu kirlenme olayını daha da etkili hale getirebilmektedir. Bir yerleşim merkezinin yüzey şekilleri, arazinin yapısı, verimliliği, yeşil alanların genişliği, doğal hayatın korunması orada olabilecek hava kirliliğini azaltır veya engeller. Dünyada ve Türkiye’de sanayileşen bölgelerin çok nüfus çektiği, hızlı nüfus yığılması olduğu, buna bağlı olarak da düzensiz şehirleşme olayının ortaya çıktığı yaşanarak görülmüştür. Diğer hava kirliliği nedeni ise, sanayileşmeden çok plansız şehirleşme, gecekondu çokluğu, kalitesiz fosil yakıt kullanımı yanında, şehrin coğrafi yapısından da kaynaklanmaktadır. Ayrıca egzoz gazlarının etkisi de, kirlenmede önemli paya sahiptir. Endüstrileşme Sosyal ve ekonomik sebeplerle şehir nüfusunun hızlı artışı, hızlı sanayileşmeyi, plansız, düzensiz gelişmeleri de beraberinde getirmektedir. Hızla artan çok katlı betonarme binaları, plansız yapılaşma, yeşil alanların azlığı, mevcut alanların da imara açılması, bina ve fabrika yapımında bilinçsiz yer seçimi gibi problemler ve bunların sıkıntıları insanlığın ortak sorunu halini almıştır. Kalkınma sanayileşme ile özdeşleştiğine göre sanayileşme kaçınılmaz bir hedef olmuştur. Ancak sanayileşmenin de çevre problemlerine yol açtığı görülmüştür. Fabrikaların kuruluş yerlerinin yanlış seçimi, geri teknolojilerin kullanılması, baca gazlarının arıtılmadan atmosfere bırakılması gibi sebeplerin havanın kirlenmesine büyük etkisi olmuştur. Motorlu Taşıtlar Gerek içten, gerekse dıştan yanmalı motorlarda kullanılan benzin ve mazot (motorin) gibi yakıtlarda motorda yandıktan sonra egzozlardan dışarı atık gazlar olarak çıkmaktadır. Hidrokarbonlar (HC): Yakıtın iyi yanmaması ve depo dolum sırasında ortaya çıkabilir. Kanserojen etkiye sahiptir. Karbonmonoksitler (CO): Yakıtın eksik yanmasından ortaya çıkar, renksiz, kokusuz ve tatsız olup havada %03 oranında öldürücüdür. Benzinli araçlar rölantide veya kapalı ortamda ortaya karbonmonoksit çıkarırlar. Atmosferde kendiliğinden karbondioksite dönüşür. Azotoksitler(NOx): Renksiz, kokusuz ve tatsız olup motordaki yüksek sıcaklık nedeniyle ortaya çıkar. Havada azotdioksite dönüşür. Azotdioksitin, akciğeri tahrip eden kan yapısını bozucu etkileri bulunmaktadır. Kurşunoksitler(PbOx): Benzinli araçların egzozundan çıkar. Fazlası vücutta birikir. Kan, beyin, sinir ve akciğerlere zarar verir. Kükürtdioksit(SO2): Yakıt içindeki kükürt yanarken SO2 dönüşür. Bu SO2’de su buharı ile birleşerek, sülfürik asit ve kükürt bileşikleri insan ve çevreye oldukça zararlıdır. Bunlar içinde, en dikkat çekicileri sıvılaştırılmış petrol gazı olarak bilinen LPG (likit petrol gazı), doğal gaz’dır. Bu gazlar çevre kirliliğini en aza indiren temiz enerji kaynaklarıdır. Daha ileri safhalarda ise, güneş enerjisi… vb. daha temiz enerji kaynaklarının araçlarda kullanılmaya başlaması, bu konuda düşünülebilecek uzak ancak ideal hedefler olmalıdır. ![]() Resim 2.6: Egzoz gazı ile hava kirliliğine neden olan motorlu taşıtlar kaynak : MEGEP | Çevre Koruma | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Atmosferik Özellikler Atmosferik olaylar da hava kirliliğini büyük ölçüde etkileyen unsurlardan biridir. Havayı kirletici unsurların, kaynağından çıktıktan sonra atmosfere karışarak dağılması veya havada asılı olarak kalması meteorolojik olaylarla doğrudan ve çok yakından ilgilidir. Bu meteorolojik olaylar sıcaklık, sis, inverziyon, rüzgâr, nem, yağış ve basınç faktörleridir. Ayrıca topoğrafik özellikler de kirlermeyi arttıran ya da azaltan özellikleriyle dikkat çeker. Topoğrafik Özelliklerin Etkisi Yeryüzü şekillerinin özelliği kirli havanın yerleşim birimi üzerinde kalışını etkilemektedir. Yani doğrudan bir etki değil ama mevcut kirliliğin kalıcılık süresini etkilemesi açısından önemlidir. Örneğin, çanak şeklindeki yerleşim alanlarında, hakim rüzgar yönüne dik uzanan, oluk biçimindeki çukur yerlerdeki bölgelerde kirliliğin kalıcılık süresi daha uzun süre olmaktadır. Yükseklik: Kirlenmeyi etkileyen topoğrafik bir unsurdur. Bilindiği gibi yeryüzünden ortalama 100 m. Yükseldikçe sıcaklık yaklaşık 0.5 oC azalmaktadır. Bu sebepten yüksek yerler soğuk olur. Daha çok yakıt tüketilir. Daha uzun süre soba ve kalorifer yakılır. Yüksek > Soğuk > Çok yakıt > Çok kirlilik Alçak > Sıcak > Daha az yakıt > Daha az kirlilik Bakı: Bir yerin güneşe karşı yönü demek olan bakı şartları da kirlenmeye etki eder. Eğer bir yerleşim merkezi güneşe bakan bir yamaçta ise daha çok ısınır. Böylece yakıt ihtiyacı azalır, dolayısıyla kirlenme de az olur. Meteorolojik Özelliklerin Etkisi İnverziyon (sıcaklık terselmesi) : Normal şartlarda ısınan hava yükselir soğur. Yani, yükselirken içindeki kirletici maddeleri de beraberinde yukarı taşır. Bu dikey hareket havayı temizler. Hava kütlesinde aşağıdan yukarı doğru gidildikçe sıcaklığın sürekli olarak azalması gerekirken bir yerde artar, daha sonra azalmaya başlarsa bu durumda sıcaklık terselmesi (inverziyon) var demektir. Yani, sıcak hava üstte, soğuk hava altta yere yakın olacağından dikey hava hareketi de oldukça zordur. Böyle havalarda yeryüzüne yakın olan kirleticiler olduğu yerde bu olay kalkıncaya kadar devam etmektedir. Yani, bacalardan çıkan duman yükselmemektedir. Bu ise, oldukça tehlikeli bir kirlenme şeklidir. Özet olarak, Terselme var > Hava kararlı > Kirlilik çok Terselme yok > Hava kararsız > Kirlilik az Basınç: Hava kirliliğinin kalıcı ya da çabuk dağılıcı olmasında etkili bir unsurdur. Alçak basınç > Yükseltici hava hareketi > Kirlilik az Yüksek basınç > Alçak hava hareketi > Kirlilik çok Sıcaklık: Havalar soğuyunca ısınma ihtiyacı doğmakta ve daha çok yakıt kullanılmaktadır. Nitekim hava kirliliği yurdumuzda daha çok ekim-kasım aylarında başlayıp, mart-nisan ayları sonuna kadar ortalama sıcaklığın 180C nin altında olduğu dönemler de olmaktadır. Sıcak > Az yakıt > Az kirlilik Soğuk > Çok yakıt > Çok kirlilik Bulutluluk: Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasını engelleyen ve ısınmayı zorlaştıran bulutluluk olayı daha çok ısınmak için daha çok yakıt gerektirdiğinden kirlenmeye etki eder. Özetle şöyle ifade edilebilir. Bulutlu hava > Daha soğuk > Daha fazla yakıt > Daha çok kirlilik Bulutsuz hava > Daha sıcak > Daha az yakıt > Daha az kirlilik Rüzgar: Rüzgarın etkisi de havayı kirletme yönünde değil kirli havayı az ya da çok taşıma, kirliliği dağıtma yönünde olmaktadır. Rüzgarın olmaması, eğer dikey hava hareketi de yoksa kirli havanın olduğu yerde kalması demektir. Bunu da kısaca şöyle ifade etmektir. Rüzgar yok veya ters yönde > Kirlilik çok Rüzgar var ve uygun yönde > Kirlilik az Yerleşim alanlarının ve fabrikaların hakim rüzgar yönünde uygun veya ters yönde oluşunun da şehirlerin havasının kirlenmesinde çok etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Yağış: Önemli bir coğrafi unsur yağış, kirlenmeyi azaltıcı yönde etkiler. Özellikle yağmur şeklinde yağışlar havadaki tozu, küçük partikülleri (parçacıkları) havadan yere indirmekte ve havayı temizlemektedir. Aynı şekilde başta azot (N) ve kükürt (S) bileşikli gazları yere indirdiği bilinmektedir. Kısaca; Yağışlı hava > Kirlilik az Yağışsız hava > Kirlilik çok Nem: Nem hem olumlu, hem olumsuz etki yapabilen bir unsurdur. Atmosferin yere yakın kısmında nem daha çok olup, bu nem ısıyı tutar ve böylece az yakıt gerektiği için kirlilikte az olur. kaynak : MEGEP | Çevre Koruma Konu Bussines tarafından (12-08-2009 Saat 23:13 ) değiştirilmiştir.. | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Özetle şöyle ifade edilebilir: Nem çok > Tehlike çok Nem az > Tehlike az Yeşil Alanların Azalması Yeşil alanlar; bitkiler kükürt ihtiyacının bir kısmını topraktan, eğer toprak az ise yaprakları vasıtasıyla havadaki SO2 den karşılar. Bu durumda ise, hava kirliliğini azaltan önemli bir olaydır. Ayrıca bitkilerin fotosentez yaparken gündüz CO2 alıp O2 verdiği göz önünde tutulursa olay daha iyi anlaşılmış olur. ![]() Resim 2.7: Havayı temizleyen yeşil alanlarımız Ayrıca sulak alanlar, bataklıklar ve meralar hava kirliliği üzerinde etkili olmaktadır. Önemi son yıllarda daha iyi anlaşılan bu coğrafi unsurlar da havayı temizleyici rol oynamaktadır. Su yüzeyleri, bataklık, çayır ve meralar havadaki kirleticileri absorbe edici ortamlardır. Özellikle çayır ve meralar, bu kirleticileri absorbe etmekle kalmaz ayrıca yeşil alanlar olduklarından oksijen üretim yerleridir. Yeşil alanlar geniş > Kirlilik az Yeşil alanlar az > Kirlilik çok kaynak : MEGEP | Çevre Koruma | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hava Kirliliğinin İnsan ve Çevreye Etkileri | Bussines | Mesleki Gelişim | 1 | 12-08-2009 22:44 |